ÇELİK ÇOMAK OYUNU DEĞİL KÜRESEL TİCARET SAVAŞI

ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkeye çelik ve alüminyum ithalatına yüksek gümrük vergileri getiren son kararı piyasaları dalgalandırmakla kalmadı, muhatap ülkelerin sert açıklamaları ve mukabele tehditleriyle karşılandı. Seçim kampanyasında ABD’nin içinde yer aldığı tüm uluslararası ticaret anlaşmalarını hedefe koyarak oy toplayan Trump’ın böyle bir adım atması sürpriz değil belki ama, başta Çin olmak üzere Asya ülkeleriyle yoğun bir işbirliği içinde olan Amerikan şirketlerinin varlığı bu kararın sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. 

Prof. Dr. Ege Yazgan

 ESAS NiYET TiCARET SAVAŞI MI?

ABD yönetimi, küresel bir ticaret savaşı açmaktan ziyade, ticaret kısıtlamalarını karşı tarafları ABD aleyhine olan anlaşmaları yeniden görüşmeye açmak için ikna etmeye yönelik bir tehdit unsuru olarak kullanma niyetinde olabilir. Çin’i hedefin ortasına oturtan bu ‘sınırlı’ savaş, ticaret dengesini kurmayı hedeflemekten daha büyük bir ekonomik güç savaşının unsurlarını içeriyor çünkü. Trump yönetimi birkaç hafta önce çelik ve alüminyum ithalatına gümrük vergileri uygulayacağını açıkladı. Bu yolla, Kanada ve Meksika üzerindeki baskısını artırıp, NAFTA anlaşmasını yeniden görüşme masasına getirmeyi uman ABD yönetiminin, yakında Avrupa Birliği ile de benzer bir sürece gireceğini beklemek gerekir. Acaba Trump yönetimi seksen yılı aşkın bir süredir serbest ticareti savunan ABD ekonomik doktrinini tersine mi çevirmek niyetinde? Pek sanmıyorum. ABD yönetiminin topyekün bir ticaret savaşından kaçınmaya çalışarak, esas hedefi olan Çin’e odaklanması daha akılcı bir politika olacaktır. Bunun emarelerini yeni yeni görmeye başladık. Gündemi, Çin’den yapılan ithalata yıllık 60 milyar dolar gümrük vergisi uygulanacağı ve Çin’in ABD’de yapacağı yatırımlara kısıtlamalar getirileceği haberleri işgal etmeye başladı bile. ABD yönetimi, yıllık 375 milyar dolara varan Çin-ABD dış ticaret açığını düşürmeyi, 100 milyara indirmeyi hedeflediğini ilan etti.

KAZANANI OLMAZ

Her ne kadar ABD ekonomisinin eskisine nazaran çok daha dışa açık bir ekonomi olduğu tam olarak kavranılmamış gibi görünse de, gümrük vergileri ve kısıtlamaları dizisinin tek yanlı kalmayacağını, benzer uygulamalarla karşılık bulacağını, bu durumun yol açacağı ‘ticaret savaşlarının’ ise kazananının olmayacağını kestirmek kolay ve bu Trump yönetiminin bile önemsiz sayabileceği bir konu değil. Trump ve çevresinin, 1980’lerde, Reagan yönetiminin otomobil, motorsiklet, kereste, çelik, şeker, elektronik gibi şu ankinden çok daha geniş bir endüstri yelpazesine yönelik uyguladığı gümrük vergilerinin ve kısıtlamalarının ekonomik sonuçlarını, iş dünyası insanları olarak, bizzat yaşadıklarını, bunlardan gerekli dersleri çıkardıklarını düşünmek çok da yersiz olmasa gerek. ABD yönetimi, küresel bir ticaret savaşı açmaktan ziyade, ticaret kısıtlamalarını karşı tarafları ABD aleyhine olan anlaşmaları yeniden görüşmeye açmak için ikna etmeye yönelik bir tehdit unsuru olarak kullanma niyetinde olabilir.

Devamı Derin Ekonomi Dergisi Nisan 2018 sayısında…

 

 

Dikkat çekenler...