BİR DANIŞIKLI DÖVÜŞ HİKAYESİNİN NETİCESİ FÜZELERE BAKARKEN SURİYE GÜNEY CEPHESİNİ ISKALAMAK

13 Nisan füze saldırısında her anlamıyla danışıklı bir dövüş izledik. Saldırı sonrasında Suriye Rejimi, hem ABD’nin bir rejim değişikliğine gitmeyeceğini hem de Rusya ve İran’ın her zamanki gibi yanında durduğunu çok iyi biliyor. Bu şartların değişmemesi halinde Esed Rejiminin konvansiyonel saldırılarına devam etmesi ve hatta ileride yeniden kimyasal silah kullanmaya teşebbüs etmesi hiç şaşırtıcı olmaz. Şam ve İran, kuzey ve doğudaki askeri dengelerin farkında ve uzun bir süredir güneye bakıyorlar. Suriye’nin güneyi, tüm gözler füzelere odaklanmışken hızla ısınıyor. Sonuçta Trump’ın iddiasının aksine “Mission is not completed” (görev tamamlanmadı). Saldırılar sonrası Suriye’nin kuzey ve doğusundaki çatışma riskleri ortadan kalkmadığı gibi, güney Suriye gözlerden uzak, yeni bir kapışmaya hazırlanmaya başladı.

Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney 

Kimyasal tabu, kimyasal silah korkusu 1. Dünya Savaşı’nda bir hayalet gibi ortada dolaşıp, cephe gerisinde yaratacağı ölümün dehşeti üzerinden bir kabusa dönüştüğünde oluşmaya başladı. Gaz maskelerinin hatıra dükkânlarıyla müzayedelere düşmediği günlerde insanlar kuru havada nasıl boğulacaklarının, ciğerlerinin nasıl yanacağının hikayesini duyuyorlardı.

2. Dünya Savaşı ve sonrasında başlayan Soğuk Savaş’ta ise aktörler, silahlı mücadelede daha etkili teknolojileri ve üzerinde tekel oluşturabilecekleri kitle imha silahlarını keşfettiler ve korkular şekil değiştirdi. Savunma-saldırı dengesinde zaten çok muğlak bir yerde duran, kimyasal silahların edinimi ve kullanımını bir ‘tabu’ haline dönüştürmek, Birinci ve İkinci Dünya için çok zor olmadı. Bu tür rejimlerin desteklenmesi, Avrupa’da hâkim siyasi konjonktürün ve -nükleer tekeli oluşturan NPT rejimi dahil- diğer kitle imha silahı karşıtı rejimlerin başarısı için bir gereklilikti.

Gelgelelim Üçüncü Dünya’da işler farklı işliyordu. Herkes ‘zenginlerin’ teknoloji ve silahlarına sahip olamıyor, o nedenle ‘fakirin bombası’ denilen biyolojik ve kimyasal silahlar çeşitli üçüncü dünya ülkelerince ediniliyor, hatta -genelde bir cezalandırma edimi olarak- kullanılıyor ya da kullanılması tehdidi savuruluyordu.

Devamı Derin Ekonomi Dergisi Mayıs 2018 sayısında…

Dikkat çekenler...