ABD’NİN LATİN AMERİKA’YA MÜDAHALE TARİHİ

1823 Monroe Doktrini ile Latin Amerika’nın özel çıkar bölgesi ilan edilmesinden sonra yazılan tarih, sıklıkla ABD’nin açık ya da örtülü şekilde bölgedeki darbe ve müdahalelerde başrolde olduğunu gösteriyor. 1893’te Hawaii kraliçesini alaşağı ederek bölgeye ilk müdahalesini başlatan ABD, son olarak Nicolas Maduro’ya yönelen tepkileri öne sürerek ve kendisini devlet başkanı ilan eden Ulusal Meclis Başkanı Guaidó’yu tanıyarak, Venezuela’ya doğrudan askeri müdahalede bulunabileceği tehdidinde bulunuyor.

Kadriye N. Tunçsiper

ABD 19. yüzyılın sonlarında, sonradan 50. eyaleti olacak Hawaii’yi işgal etmesi ardından, sadece 100 yıl içerisinde Latin Amerika’da 40’ın üzerinde darbe girişiminde rol aldı. Bu darbe ve askeri müdahalelerin 17’sine doğrudan katılan ABD hükümetleri, bazı durumlarda ise yerel aktörlere çok ciddi destek verdi. Son olarak Trump’ın Venezuela’ya yönelik tehditleri ile yeniden gündeme gelen Latin Amerika darbeler tarihi, ABD’nin Latin Amerika’yı arka bahçesi kabul etmekten hiçbir zaman vazgeçmediğini gösteriyor.

SOĞUK SAVAŞ LATİN AMERİKA’DA

ABD’nin Soğuk Savaş’ta Latin Amerika’daki varlığı, şaşırtıcı olmayan bir şekilde komünizm tehdidine dayanıyordu. Bu amaçla yerel darbecilere verilen ilk destek 1954’te Guatemala’da ortaya çıktı. Guatemala’da iş başına gelen solcu Devlet Başkanı Jacoba Arbenz’in ülkedeki Amerikan şirketi United Fruit Company’nin varlıkları dâhil hayata geçirmek istediği toprak reformu, ABD’nin tepkisini çekti. Kısa süre sonra iktidarın darbe ile uzaklaştırılmasına CIA’in verdiği açık destek, Guatemala’nın 40 yıl boyunca askeri bir diktatörlük tarafından yönetilmesi, 250 bin kişinin ölümü yanı sıra ABD’nin Latin Amerika’da komünizm karşıtı dış müdahalelerinin başlangıç noktasını oluşturdu.

Soğuk Savaş’ın en hararetli günlerinde, şu an muhteşem fiyasko olarak adlandırılan gelişme ise Küba’da yaşandı. ABD’nin desteklediği Batista rejimine karşı 7 yıl savaşan Fidel Castro’nun Küba’sına yönelik olarak, 1961’de CIA desteği ile sürgündeki Kübalıların başlattığı Domuzlar Körfezi Çıkarması geri püskürtülürken, ABD dünya çapında itibar kaybına uğradı. Küba ise bu olay sonrasında Sovyetler Birliği’ne daha fazla yaklaştı.

1964 yılında, Başkan John F. Kennedy’nin Brezilya’nın başka bir Küba olmasını engellemek için Devlet Başkanı Joao Goulart’a yönelik darbeye açık destek vermesi, bugün bile etkileri süren sonuçlar ortaya çıkardı. Cuntanın ABD işbirliği ile yürüttüğü katliamlar sonucunda 2000 kişi hayatını kaybederken, darbe süreci öncesinde CIA darbeci orduyu destekleyenlere ABD menşeili olmayan silah dağıttı.

Devamı Derin Ekonomi Dergisi Mart 2019 sayısında…

 

Dikkat çekenler...