DAVRANIŞSAL EKONOMiYE 25 YILDA ÜÇÜNCÜ NOBEL

Bu yılki Nobel Ekonomi Ödülü, bilimsel çalışmalarının merkezine insanı koyduğu için ‘halkın ekonomisti’ diye tanınan Richard Thaler’a verildi. Thaler, ekonomi ve psikoloji arasında köprü kuran araştırmaları nedeniyle ödüle layık görüldü. Böylece bu yılkiyle birlikte Nobel Ekonomi Ödülü, üçüncü kez davranışsal ekonomi çalışmalarına verilmiş oldu. Bu alandaki öncü isimlerden biri olan Thaler, ekonomik karar verme analizlerine psikolojik varsayımlar katması neticesinde ödüle layık görüldü. Bu ödülü daha önce ekonomide insan davranışları üzerine çalışmaları ile 1992’de Gary Becker ve 2002’de Daniel Kahneman kazanmıştı

Kadriye N. Tunçsiper

Geçtiğimiz ay açıklanan Nobel Ekonomi Ödülü, resmi isimlendirmesi ile Nobel Sveriges Rijksbank Ödülü, üçüncü kez davranışsal ekonomi çalışmalarına gitti. Bu alanda öncü isimlerden olan ve çalışmalarının merkezine insanı koyduğu için halkın ekonomisti olarak tanınan Richard Thaler, ekonomi ve psikoloji arasında köprü kuran araştırmaları nedeniyle ödüle layık görüldü. Bir dönem Hindistan Merkez Bankası Başkanlığı da yapan Thaler, Chicago Üniversitesi Booth İşletme Fakültesi’nde Davranış Bilimi ve Ekonomi bölümünde görev yapıyor. Türkiye’de ‘Büyük Açık’ adıyla yayınlanan ‘The Big Short’ filminde küçük bir rol de alan Thaler, Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanan 54’üncü ABD’li isim oldu.
İNSAN HER ZAMAN HOMO-ECONOMICUS DEĞİL
Thaler’ı ödüle götüren davranış ekonomisi en yalın hali ile tüketicilerin bir ürün yerine başka bir ürünü satın almasının ardındaki psikolojik faktörlere yoğunlaşıyor. Davranış ekonomisi karar vermeyi tamamen mantık çerçevesine oturtan klasik ekonomi alanının aksine, mantıksız davranışların da olduğunu kabul ederek bunun nedenlerini açıklamaya çalışıyor. Davranışsal ekonominin belirleyici yanlarından biri teorinin hem bireyler hem de bir toplumun eylemlerini veya finansal piyasalardaki eğilimlerini kapsayacak şekilde uygulanabilir olması.
Ödül komitesinin de belirttiği gibi Thaler, insan psikolojisinin ekonomik davranışlarının üç odak noktasına sahip olduğunu vurguluyor. Bireyler bilişsel sınırlamalardan dolayı sınırlı rasyonaliteye sahiptirler. İkincisi, başkalarını gözetmek gibi sosyal tercihlere sahipler. Bu nedenle kısmi rasyonellik, sosyal tercihler ve öz-denetim yokluğunun sonuçlarını araştıran Thaler, bu gibi insani faktörlerin bireysel kararları ve piyasa süreçlerini sistematik olarak nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.
Sınırlı rasyonellik” olarak bilinen ilk model, insanlar rasyonel kararlar vermeye kalkışsalar bile kısıtlı bilişsel yeteneğe sahip olduklarını ve en verimli ekonomik kararları vermediklerinin teorisine dayanıyor. İkinci örüntüye göre, insanlar kendi çıkarları tarafından yönlendirilirlerse de adalete yönelik sosyal bir eğilim vardır ve üçüncü modele göre ise insanlar bazen kendi kendine kontrolsüzlüklerinden dolayı acı çekebilirler.
Thaler sınırlı rasyonellik modelinde kişilere binde bir ölümcül bir hastalığa yakalanmaları halinde tedaviye ne kadar ödeyecekleri ve kobay olmaları halinde ne kadar ücret istedikleri sorularını yöneltiyor. Çalışmaya katılanların büyük çoğunluğu tedavi için 200 dolar vereceklerini, kobay olmaları halinde ise 10 bin dolar isteyeceklerini belirtiyor. Thaler’a göre burada ilgi çekici olan aslında her iki soruda da binde bir ölme ihtimaline biçilecek maddi değerin sorulması.
Adalete yönelik sosyal eğilim ise en basit haliyle düşük ücret alanların iş verimliliklerinin ve motivasyonlarının da düşük olması. Bu nedenle Thaler’a göre firma açısından akılcı olan yüksek ücret- yüksek verimlilik olmalı.
İnsanların kendi kendilerini kontrolü konusunda ise Thaler zaaflarımız nedeniyle iktisadi kararlarımızın etkilenmesini örnek gösteriyor. En basit haliyle bireyler zayıflama uğraşında herhangi ekonomik bir zorunluluk olmamasına rağmen, dürtülmek için spor salonlarına para ödüyor.

Devamı Derin Ekonomi Dergisi Kasım 2017 sayısında….

Dikkat çekenler...