Aç gözlü kapitalistler de bedel ödüyor

Günde 15 saat çalışırken bir gün “Ben ne yapıyorum” dedi ve sürpriz bir biçimde beyaz yakalılar dünyasına veda etti. Bu, kendisini fark ettiği andı. Parlak bir CEO, Türkiye’nin katma değer yaratan tek yeni nesil şirketi, Turkcell’i yaratan üç kişiden biri. Bol para kazanırken, kaybeden bir patronun, Mehmet Emin Karamehmet’in bir dönem sağ kolu. Ersin Pamuksüzer’den söz ediyoruz. Uzun yıllar Ericsson Türkiye’nin genel müdürüydü. Kasımpaşa’dan İsveç’e uzanan yolculuğunda, Ericsson gibi füzyon şirketlerle tanışan ve haşır neşir olan bir beyaz Türk; Pamuksüzer. Dünyaya
bütüncül bakışında kendi ifadesiyle “füzyon” şirketlerin büyük rolü var. Artık patron. Fakat farklı bir patron. Yeni nesil girişimcilerin melek yatırımcısı, yaşam kalitesi yatırımcısı ve yaşam kolaylaştırıcı. Gültepe’deki girişimcilik kampı Startup BootCamp’te buluştuk. Dünyayı, doğayı, hayatı konuştuk.

Meliha Okur

ersin pamuksuzer (9)

Ersin Pamuksüzer kimdir? 
Bugünkü hayata hazırlanmış bir vatandaş. Doğduğu, büyüdüğü yerin kültürünü taşıyor. Altı aylıkken ailem Adana’dan İstanbul’a gelip, Kasımpaşa’ya yerleşmiş. Babam esnaftı. İlk ve ortaokulu Kasımpaşa’da okudum, Pertevnial Lisesi’ni bitirdim. İsveç’e okumaya gittim. İsveç ilginç bir deneyimdi. Kapitalizm ve komünizmin orta bir yerde buluştuğu şirketler. Sosyalizm veya sosyalist adı altında bir çeşit, ne diyeyim bir fusion (füzyon, birleşme) mutfağı gibi bir şeydi.

Füzyon mutfağını biraz açar mısınız?
İsveç’i temsil eden, komünizm ve kapitalizmin iç içe geçtiği sayılı şirket var dünyada. Ericcson, Ikea, Tetrapak vs. Dünya çapında önemli kapitalist yapılar. Ülkedeki gelir dağılımına baktığınızda
da son derece uyumlu, birbirine yakın yapılar. İlk defa babalara dokuz ay doğum izni veren yapılar…

Kadınlar nerede?
Kadınların iş hayatındaki etkinlik derecelerini arttırma projeleri 1980 sonrası başladı. İlk defa kadın otobüs şoförünü 1970’te talebeyken gördüm. Dünyanın bir 30-40 sene öncesinden kadının iş dünyasına kazanımı projesi… Nitekim politikada da yüzde 50, yüzde 50 (half and half) dedikleri bir proje vardı. 1990’lı yılların başında yarı yarıya projesini de hallettiler.

Programlı olmak sıkıcı mı?
Bir tarafta değişik harmanlaması olan Türkiye, diğer yanda her şeyi planlı bir ülke. Her şey belli, tahmin edilebilir. Öbür tarafta hiçbir şey bilinmedik, orada dinamizm var. Okul biter bitmez
Türkiye’ye göç etmemin en büyük nedenlerinden biri bu.

Kaç Lifeco merkezi var?
Antalya, Bodrum, İstanbul, Puket var. Yakında Ankara’da açılacak. Lifeco dediğimiz şey aslında amaca yönelik bir yerleşke.
Londra ne oldu?
Hâlâ devam ediyor, lokantalarımızı kapattık. Çok meşhur olduk orada. Herkes sevdi bizi. Elton John geldi. Paul McCarthy, ailesi geldi. Lakin bu iş pahalı, devam etmesi zor. Kaliteli yemek çok emek gerektiriyor. Zarar ettik ve kapadık.

Rekabetçi CEO, iklim aktivisti olmuş patron, hangisi doğru?
Davranış biçimlerinin arkasında dürtüler vardır. Mesela imaj, isim, kariyer yapmak, meşhur olmak, para kazanmak, güç sahibi olmak. Değişik şekilde bunların içinde olabilirsin, bunların dışında da… Şimdi ilk tercihim kendime ve dünyaya yaptığım fayda. Para, ikinci tercihim.
Yahu, sosyetik yaşam gurusu olmuşsunuz?
Kim nereye gitti, bir de ona bak sen! Bir dünyada yaşıyorsunuz, yüzeysel yaşayan bir sürü insanla berabersiniz. Adamın biri geliyor, 7 santimlik yüzeyde yaşamıyor da 42 santimlik bir yüzeyde yaşıyor. “Aaa, sen filozof musun” diyorsun. Yok ki öyle bir şey, adam normalde herkesin bakması gerektiği yere bakıyor.
Üretim modelinizi biraz açsanız?
Benim şu anda üç tane hobi işim var. Yaşam tarzı Lifeco, girişimcilik merkezi Startup Bootcamp, diğeri de kamu ve vatandaşın birlikte olduğu LivingLab yaşam laboratuvarı. Başakşehir’de en büyük motivasyonum yeni bir şey yaratmak, LivingLab, doğrudan vatandaşa, gençliğe, yeniliğe dokunuyor, ticari bir iş değil.
Lifeco ticari bir girişim değil mi?
Kaliteli yaşam Lifeco en önemli girişimimiz. Dünyada ölümlerin yüzde 93’ü kronik hastalıklarla gerçekleşiyor. O yüzden kronik hastalıklara destek vererek, bu konuda ciddi adım atmak istiyoruz. Sonra beyin sağlığı, bununla ilgili bir proje başlattık. Bu projede Lifeco’nun iki yeni ayağı var. Bunların yanına tamamlayıcı olarak bir de yaşam akademisi ekliyoruz.
Hangi belediyelerde LivingLab var?
Başakşehir’de. Şimdi İstanbul Büyükşehir Belediyesi de kuruyor. Eskişehir’de Tepebaşı Belediyesi’nde var, orada girişimcilik yok. Dünyada 300 LivingLab var ve AB fonuyla ayakta. AB, teknolojinin ve girişimciliğin halka dokunmasına çok destek veriyor. LivingLab, yeni dünyada katma değerli iş yaratan ve insanın yaşadığı bölgedeki yaşam kalitesini maksimize eden bir faaliyet.. Başak şehirde insanların dijital okur yazarlığını, mutluluk seviyesini ölçüyoruz. Burada mutluluk 8 bin lira gelire kadar artıyor. 8 bin liranın üstünde azalıyor. Bu da para ile saadet olmazın ispatı.
Zengin, “30 milyon dolar, mutluluk tamam, üstü zarar veriyor” diyor. Katılır mısınız?
Bizim söylediğimiz mutluluk ölçümü bilimsel. İnsanların geliri arttıkça, sorumlulukları ve üstlerine binen yük artıyor. O yük mutsuzluğu getiriyor. Ölçüler bize şunu gösterdi. “Çok para iyidir, aman ben mutlu oldum” değil.

Türkler mutlu mu?

Mutsuz diyemeyeceğim. En büyük sıkıntı üstümüzdeki inanılmaz baskı. Din bir baskı unsuru, kadınların üzerinde de çok ciddi bir baskı var. Bodrum’da kapı komşumuz Ali dayı var. Ekonomisi yılda 2 bin lira. O çok mutlu. Talebe iken teknik fizik, uygulamalı elektronik ve optimizasyon okudum. Bunu okurken sistem teori dünyaya bütün bakmayı öğretti bana. Dünyaya parçalayıp baktığın zaman bütünlüğü göremiyorsun.
Yeni nesil girişimcilerin melek yatırımcısı olmak, güzel değil mi?
Dört yıl önce başlayan  melek yatırımcılıktan öte bir şey şimdi. Bir girişimin fikirden başlayıp, kendi ekonomisini yarattığı, genel müdürünün maaşını ödeyebildiği döneme kadar olan tüm sürece destek, para, fikir veren bir kamp. Türkiye’de girişimcilik eko sistemi çok gelişmemiş. Biz de insanlara yeni dünya girişimcilik arenasında yer edinebilmesi için nefes alacakları ortam hazırlıyoruz. Hızlı değer yaratmak önemli.
Hızlı değer yaratanlar kim?
Sizlersiniz… Çağrılar yapıyoruz biz. Geçen çağrımıza 500 kişi yanıt verdi. Yüzde 50’si yerli, yüzde 45’i yabancıydı. Sekizini seçtik. 9 Aralık’ta programdan mezuniyetleri var.
Hayatımızı kolaylaştıracak projeler var mı?
Bir arkadaşımız Alzheimer olan kişiler için hayatı kolaylaştıracak robot yenilemesi yaptı. Robot hastanın kızının sesini alıyor. Kız, “Anne ilacını içtin mi? Sana birkaç soru soracağım yanıt verir misin? Sesini alamıyorum” diye soruyor.
Proje sahibi kim?
Türkiyeli Kadir. Cyerobot diye bir girişim. Zeplin vardı. Gençler, San Francisco’ya yerleşti.. Tasarımcıyla yazılımcı arasındaki iletişimi kolaylaştıran bir ara yüz yazdılar. Şimdi tüm dünyada yükselen bir aboneleri var.
İyi projeden para mı alıyorsunuz?
Hızlandırma programında yüzde 8 hisse alıyoruz. Çalışma sistemi böyle. Hissenin değeri bazılarında artıyor, bazılarında artmıyor.
Rol modeliniz kim?
Student of nature… Doğanın talebesiyiz biz. Doğa her zaman geri geliyor. Kendini tedavi ediyor. Asıl başı belada olan insanlar.
Doğayı aç gözlü kapitalistler yok etmiyor mu?
Zannediyor musun o hani senin beğenmediğin aç gözlü kapitalistler bedel ödemiyor. Adamların hayatı zul içinde geçiyor.

 

Devamı Derin Ekonomi Dergisi Aralık sayısında…

Dikkat çekenler...