Sosyal medyada manipülasyonla mücadele rehberi

SANAL DÜNYADA YAŞANIP BİTEN HİKAYELER, İNTERNETİN İLK ZAMANLARINDA KALDI. PAYLAŞIM HIZI, ÖNERME ALGORİTMALARININ GÜCÜ VE GİTTİKÇE KARMAŞIKLAŞAN MANİPÜLASYON TEKNİKLERİYLE SOSYAL MEDYA, YALAN YANLIŞ BİLGİLERİN, SAHTE OLAYLARIN VE DEZENFORMASYONUN KOL GEZDİĞİ BİR ORTAMA DÖNÜŞTÜ. SOSYAL MEDYADA SIK SIK ASILSIZ İÇERİKLER ÜRETİLİYOR VE BUNLAR BOT HESAPLAR TARAFINDAN KAMUOYUNU MANİPÜLE ETMEK ÜZERE DOLAŞIMA SOKULUYOR. PEK ÇOK ÜLKEDE İNSANLARIN TEMEL HABER KAYNAĞI HALİNE GELEN SOSYAL MEDYADA SAHTE HABERLERLE MÜCADELE KONUSUNDA YÜRÜTÜLEN YENİ ÇALIŞMALAR VE GELİŞTİRİLEN YENİ TEDBİRLER, BU KONUDA BİR DÖNÜM NOKTASI OLUŞTURABİLİR.

EZGİ ÇAY

Sosyal medya üzerinde birbirimizle iletişim kurarak kendimizi özgür hissediyoruz. Ancak eskiden sosyal medya ‘özgürlük ve demokrasinin gücü’ olarak değerlendirilirken, günümüzde bir manipülasyon aracı olarak kullanılıyor. Sosyal medya zamanla dezenformasyon için kullanılan bir propaganda aracına dönüştü. Oxford İnternet Enstitüsü tarafından küresel dezenformasyona yönelik yapılan araştırmaya göre internet aracılığıyla kamuoyunu yanıltmaya yönelik girişimler dünya genelinde artış gösteriyor. Araştırmaya göre yanıltıcı propagandaların yürütüldüğü en yaygın ortam sosyal medya platformu Facebook. Halen 56 ülkede bu platform üzerinden kampanyalar yürütülüyor. Çin, Hindistan, İran, Pakistan, Rusya, Suudi Arabistan ve Venezuela’nın kamuoyunu etkilemek üzere Facebook ve Twitter üzerinden sınır ötesi faaliyet yürüttükleri ifade ediliyor. Buna göre yanıltıcı kampanyalar için sahte hesaplar açılarak, yurt içinde ve yurtdışındaki insanlara yanlış bilgiler aktarılıyor. Araştırmada özellikle Çin’in, küresel dezenformasyonda ‘büyük bir aktör’ haline geldiğine işaret ediliyor. Çin Halk Cumhuriyeti artık sadece Weibo, WeChat ve QQ gibi yerel platformları değil, Facebook, Twitter ve YouTube gibi küresel ağları da kullanıyor.

Öte yandan, yalan haberlere yönelik yapılan araştırmalar, hafızanın çalışma şeklinin yalan haber ve dezenformasyona yatkınlıkta önemli rol oynadığını ortaya koyuyor. Özellikle 2016 yılından sonra popülerlik kazanan ‘yalan haber’ (Fake News) araştırmaları, yalan haberlerin yayılması ve kabulü üzerinde etkili bilişsel faktörlerin etkili olduğunu ifade ediyor. İnsan beyni ‘sahte anılar’ üreterek yalan haberlere olan yatkınlığı artırıyor.

FACEBOOK’TA YANILTICI PROPAGANDA

Dünyanın en büyük sosyal ağı Facebook, 2016 yılında Amerika başkanlık seçiminde manipülasyon yaptığı gerekçesiyle büyük yaptırımlarla karşı karşıya kalmış ve adeta başı derde girmişti. Facebook, ücretli reklamlara ilişkin standartlarını hâlâ çok net şekilde paylaşmıyor ve bu da reklam verenler için bir boşluğa neden oluyor. Bu boşluk, özellikse siyasi reklam verenler için bir fırsata dönüşüyor. Facebook’ta çok fazla harcama yapmak ise her zaman etkili olacağınız anlamına gelmiyor. Şirket tarafından sabitlenmemiş olan politik reklamcılık standartlarının en önemli yönlerinden birisi algoritmalar. ABD başkanlık seçimlerinde Donald Trump’ın ekibinin reklam başına diğer rakibine göre daha az ödeme yaptığı ortaya çıkmıştı. Bu algoritma ise hâlâ tehlikeli boyutlarda kullanılabiliyor.

YOUTUBE’DAN ‘YALAN HABERE’ KARŞI 25 MİLYON DOLARLIK SAVAŞ

Google’ın sahibi olduğu video paylaşım sitesi YouTube dünyada son dönemde ‘fake news’ olarak tartışılan yalan haberlerle ilgili önlemler alacağını açıkladı. YouTube, yalan haberle mücadelede 25 milyon dolarlık yatırım yaparak platform üzerinden doğru habere daha kolay ulaşılmasını sağlayacağını duyurdu.

Devamı Z Raporu Dergisi Şubat 2020 sayısında…