Çin’in zorlu Afganistan testi

TALİBAN GÜÇLERİNİN 15 AĞUSTOS’TA AFGANİSTAN’IN BAŞKENTİ KABİL’İ ELE GEÇİRMESİ VE 31 AĞUSTOS’TA SON ABD ASKERİNİN ÜLKEYİ TERK ETMESİYLE AVRASYA’NIN KALBİNDE YENİ BİR JEOPOLİTİK MÜCADELENİN KAPISI ARDINA KADAR AÇILDI. “İMPARATORLUKLAR MEZARLIĞI” AFGANİSTAN’DA, 19. YÜZYILDA BÜYÜK BRITANYA, 20. YÜZYILDA SOVYETLER BİRLİĞİ (RUSYA) VE 21. YÜZYILDA ABD YENİLGİYİ TADARAK ARKALARINA BAKMADAN BÖLGEYİ TERK ETMEK ZORUNDA KALDI. ŞİMDİ ÇİN KÜRESEL HEGEMONYA ADINA ÖNEMLİ BİR TESTTEN GEÇECEK. PEKİN, SELEFLERİNDEN ALDIĞI DERSLE AFGANİSTAN’DA BİR DÜZEN KURABİLECEK Mİ?

SERNUR YASSIKAYA

Takvimler 15 Ağustos 2021 tarihini gösterdiğinde, 20 yıl aradan sonra Taliban güçleri Afganistan’ın başkenti Kabil’i yeniden ele geçirdi. 11 Eylül 2001 terör saldırılarının yirminci yıldönümüne sayılı günler kala, işgalci güç ABD’ye ait helikopterler, 1975 yılındaki Saygon fiyaskosunu hatırlatır biçimde, Kabil’deki devasa büyükelçilik kompleksinden, Amerikalı diplomatik personeli Hamid Karzai havalimanı’na taşıyordu. 20 yıl önceki durumun aksine şimdi neredeyse Afganistan’ın tamamı Taliban’ın kontrolündeydi. ABD Başkanı Joe Biden’ın, selefi Cumhuriyetçi Donald Trump’ın Şubat 2020 tarihinde Taliban’la Doha’da imzaladığı anlaşmaya uyarak ABD askerlerini çekeceğini ilan etmesiyle ünlü Amerikalı stratejist ve devlet adamı Zbigniew Brzezinki’nin dünyanın kalpgâhı diye nitelediği Avrasya’da yeni bir jeopolitik mücadelenin, popüler bir deyişle büyük oyunun kapıları da açılıyordu. Afganistan’da 20 yıllık ABD işgali, Başkan Biden’ın açıkladığı 31 Ağustos tarihiyle resmen sonlanmış oldu. Ağustos ayında başkent Kabil’de havalimanı merkezli yaşanan kaos ve insani trajedi, Washington’un uluslararası güvenirliği ve itibarına belki çekilme kararından bile daha çok zarar verdi. 20 yıllık süreçte 2 trilyon dolarlık kaynak harcayan, binlerce ABD ve on binlerce Afgan askeri ile yüzbinlerce sivilin hayatını kaybettiği işgal sürecinde, Afganistan’daki yozlaşmış yönetim de, son ABD askerinin çıkışını dahi görmeden çöktü.

BİRAZ DA ONLAR UĞRAŞSIN

ABD Başkanı Joe Biden, geçen ay Kabil Havalimanı’nda yaşanan kaotik manzaralar sonucu eleştiri oklarını göğüslemek için yaptığı bir açıklamada, Afganistan’dan hızlı çekilme kararına yönelik eleştirilere ilişkin şu ilginç ama aynı zamanda Washington’un zihninde yatan düşünceyi aktarıyordu. Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesinden iki gün sonra, “Kararımın arkasındayım” diyen ABD Başkanı kendisini eleştirenlere, ABD’nin stratejik rakipleri Rusya ve Çin’in, ABD’nin Afganistan’da kalıp milyarlarca dolar harcamaya devam etmesini tercih edecekleri çıkışıyla yanıt verdi. Bu çıkış aslında Washington’un yeni Afganistan stratejisini -Pekin ve Moskova’nın, ABD’nin çıkışıyla oluşan güç boşluğunu doldurmaları için güçlerinin bir kısmını bu bölgenin kontrolüne harcamalarını sağlamak tüm dünyaya ilanından başka bir şey değildi. ABD Başkanı kaba bir şekilde özetleyecek olursak “Biraz da onlar uğraşsın” diyordu.

JEOPOLİTİK ÇÖKÜNTÜ

31 Ağustos’ta son ABD askerinin çekilmesiyle sona eren 20 yıllık işgal, ardında sadece ekonomik, sosyal ve siyasi değil aynı zamanda büyük bir jeopolitik enkaz da bırakıyor. Taliban güçlerinin, onlarca kabile ve farklı etnik yapıdan oluşan Afganistan’da tam siyasi kontrolü sağlayıp sağlayamayacağı sorusu ortada dururken; terör, ekonomik darboğaz ve sosyal sıkıntılar, 100 yıldır istikrar sağlanamayan ülkenin geleceğini de belirsizlik içinde bırakıyor. Asya coğrafyasının tam göbeğinde yer alan Afganistan bu konumuyla bölgedeki iki büyük güç olan Çin ve Rusya için hem büyük riskler hem de büyük fırsatlar oluşturmakta. Moskova için esas kaygı kaynağı, Afganistan merkezli El-Kaide ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine sızması ve bu ülkelerde istikrarsızlığa sebep olması. Çin için ise bahis daha yüksek. Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’in 2013 yılında ilan ettiği ve olağanüstü bir hızla tüm dünyayı kuşatan trilyon dolarlık projesi “Tek Yol ve Tek Kuşak” çerçevesinde Afganistan’a komşu ülkelerin tamamında toplam büyüklüğü on milyarlarca dolarlık yatırımları bulunuyor. Sadece geçen yıl Afganistan’ın batı komşusu İran ile Pekin yönetiminin 25 yıl için 450 milyar dolar tutarında bir ticari anlaşma yaptığı göz önüne alındığında, Afganistan’daki olası istikrarsızlık, iç savaş ve terör tehdidinin, Çin için büyük bedeller ödeme anlamına geleceği söylenebilir.

TEK YOL TEK KUŞAK’I KORUMAK

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesiyle devasa “Tek Kuşak Tek Yol” projesinin karadan geçen üç ana hattı doğrudan etkileniyor. Bunlar, Yeni Avrasya Ekonomik Koridoru, Çin-Orta Asya-Batı Asya Ekonomik Koridoru ve Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru, Çin’in hakimiyeti altındaki Doğu Türkistan’dan çıkarak, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri üzerinden, Rusya ve İran’dan geçerek Avrupa içlerinde son buluyor. Bu çerçevede, enerji yatırımlarından, endüstri bölgelerine, alt yapı ve üst yapı projelerine, madencilik ve lojistik yatırımlarına kadar, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, Pakistan gibi ülkelerde, Çin’in devasa yatırımları bulunuyor. Hepsi Afganistan’a komşu ya da periferisinde bulunan bu ülkelerde, ABD’nin Afganistan’dan çekilme kararının ardından güvenlik endişelerinin zirve yaptığı bir gerçek. Özellikle, Çin’in deniz yoluna ihtiyacını azaltan üç stratejik koridorunun ilerleyen günlerde güvenlik sorunuyla karşı karşıya olduğunu söylemek işten bile değil. Orta Asya steplerinden geçerek Pekin’den Londra’ya uzanan bu devasa ticaret yolu, Afganistan’da ortaya çıkacak istikrarsızlığın yayılmasından birincil derecede etkilenecektir. Hakeza, Çin’in bölgedeki en önemli ortaklarından Pakistan’la geliştirdiği Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru da Kabil merkezli yaşanacak gelişmelerden etkilenme potansiyeline sahip.

Devamı Z Raporu Dergisi Eylül 2021 sayısında…

Dikkat çekenler...