Çift Haneli Büyüme Nasıl Gerçekleşti?

Prof. Dr. Ege Yazgan

Türkiye ekonomisi 2017 yılının 3. çeyreğinde yüzde 11,1 büyüyerek çift haneli büyüme rakamına ulaştı. Yılın tamamı için beklenen büyüme oranı ise yüzde 7. Eğer bu beklenti gerçekleşirse, Türkiye, Çin’i geride bırakarak dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi olabilir ama herhalükarda ilk 3’ün içerisinde yer almasına kesin gözüyle bakabiliriz. Peki, bu performans nasıl yakalandı?

15 Temmuz darbe girişiminin yarattığı şoku takiben alınan genişleyici maliye politikası önlemleri, özellikle 2017 yılının başlarında uygulanmaya başlanılan Kamu Garanti Fonu (KGF) aracılığıyla yaratılan kredi genişlemesi, ekonomiyi canlandırmakla kalmadı, uzun dönemli potansiyel büyüme oranını aşan bir seviye de getirdi. Ekonomideki bu ısınmanın getirdiği yüksek büyümeyle, canlı ekonominin bir yan etkisi olarak çift hanelere yükselen enflasyon oranını da gördük.
15 Temmuz 2016 darbe girişimini takip eden uluslararası konjonktür ve bazı jeopolitik faktörler, belirsizliği artırarak Türkiye’nin risk primini yukarı çekti. Bu risk primi de, bir miktar piyasa faiz oranlarında, daha ziyade de döviz kuru üzerinde taşındı ve taşınmaya devam ediyor. TL’nin hızlı değer kaybetmesi ile sonuçlanan bu sürecin olumlu bir yanı, dış talep koşullarındaki iyileşmenin de yardımıyla, 3. çeyrek büyümesine ihracattan ciddi bir destek gelmesi oldu. 2017 yılının tamamında, Şubat ayı hariç, ihracatta ciddi bir hızlanma gördük. Bunun bir kısmının, özellikle Avrupa pazarındaki toparlanmaya bağlı olduğu açık olsa da, döviz kurunun değer kaybının da, yani fiyat faktörünün de etkili olduğu yadsınamaz.
Ancak, özellikle de 3. çeyrekte, ihracatın yanında ithalatın da, talep genişlemesine paralel olarak hızla arttığına şahit olduk. Bu hususu anlamak için, 3. çeyrekte sanayi üretiminin hızla arttığını, bunun önemli bir bölümünün de makine ver teçhizattan geldiğini hatırlatalım. Sanayi üretimi artışı, ihracatın yanı sıra, özellikle 3. çeyrekte artan yatırımları karşılamak için de devreye girdi. Ancak, özellikle yatırım ve ara malları artışı, yerli üretim yanında ithalatın da artmasını gerektiriyor; ithalatı ikame edecek üretim süreci tamamlanmamış durumda. Ancak, bundan sonra kapasite artışına giden sanayi kesiminin, ithal ikamesini de kapsayarak üretimi artırması ve ithalatın, döviz kurunun değer kaybını takiben beklendiği şekilde azalmaya başlaması olasılığı yüksek. 2017’nin ilk 9 ayı ve sadece 3. çeyrek büyümelerine katkı veren harcama kalemlerini katkı payları ile birlikte aşağıdaki tabloda gösterebiliriz.

Devamı Derin Ekonomi Ocak 2018 sayısında …

 

Dikkat çekenler...