ELEKTRO-DEVLETLER PETRO-DEVLETLERE KARŞI

EKONOMİK ÇEŞİTLİLİK SAĞLAYAMADIĞI İÇİN PETROL VE DOĞALGAZA BAĞIMLILIĞI ÜST SEVİYEDE OLAN PETRO-DEVLETLER KARŞISINDA, YENİLENEBİLİR ENERJİYE YAPTIKLARI YATIRIMLARLA CİDDİ BİR İVME YAKALAYAN ELEKTRO-DEVLETLER ÖNE ÇIKMAYA BAŞLADI. KÜRESEL TÜKETİM AÇISINDAN 2040’TA YENİLENEBİLİR ENERJİNİN FOSİL YAKITLARI YAKALAYACAK OLMASI, PETRO-DEVLETLER İÇİN YAKIN GELECEKTE BÜYÜK EKONOMİK BUNALIMLARIN YAŞANABİLECEĞİNE İŞARET EDİYOR.

KADRİYE N. TUNÇSİPER

Güneş, rüzgar, hidroelektrik, biyokütle ve jeotermal enerji yenilenebilir enerji olarak adlandırılıyor ve gün geçtikçe fosil yakıtların çevre üzerindeki tahribatını engellemek ve sonsuz olmayan fosil yakıtlara bir alternatif olarak çok daha fazla yatırım çekiyor.

Yenilenebilir enerji, günümüzde küresel elektrik üretiminin yüzde 28’ini oluştururken, bu oranın 2040’a kadar yüzde 45’e yükselmesi bekleniyor. Artışın çoğu muhtemelen güneş, rüzgar ve hidroelektrik kaynaklı olacak. Daha da önemlisi Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) verilerine göre 2050’ye kadar yenilenebilir enerjiler, küresel enerji ihtiyacının yüzde 86’sını karşılamaya başlayacak.

Uluslararası Enerji Ajansı ise yenilenebilir enerji teknolojilerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasının, yenilenebilir enerjiyi maliyet açısından rekabetçi hale getirmek için büyük ölçüde hükümet politikalarına ve mali desteğe bağlı olacağını belirtiyor.

2040 yılına kadar, yenilenebilir enerjinin kömür ve doğal gaz elektrik üretimine eşit olacağı da öngörülüyor. Danimarka, Almanya, Avustralya ve bazı ABD eyaletleri halen yenilenebilir enerji kaynaklarına yüksek entegrasyonunu sağlamış durumda. Örneğin, 2015 yılında rüzgar enerjisi Danimarka’da elektrik talebinin yüzde 42’sini, Portekiz’de yüzde 23,2’sini ve Uruguay’da yüzde 15,5’ini karşılayacak seviyeye ulaştı.

PETROL ÇAĞININ SONU

Yenilenebilir enerji konusunda yatırımlar hız kesmeden devam ederken, petrol ve türevlerinin önümüzdeki 30 yıl içinde tükenecek olması, petro-devletlerin bu gelişmelerden doğrudan etkileneceğini gösteriyor. Ekonomileri büyük ölçüde petrol ve doğalgazın çıkarılmasına ve ihracatına bağlı ülkeler petro-devlet olarak nitelendiriliyor. ABD, Kanada ve Norveç büyük petrol üreticileri olsa da aynı zamanda ekonomilerinin çeşitliliği nedeniyle petro devlet sayılmıyor. En bilinen petro-devletler Suudi Arabistan, Rusya, Libya, İran, Venezuela, Meksika, Cezayir, BAE ve Katar.

Petro-devletler büyük ölçüde bir elit kesimin egemenliğinde ve yolsuzluklara açık bir ekonomiye sahip devletler olarak nitelendiriliyorlar. Çoğu petro-devlet ekonomik çeşitlendirmeyi sağlayamadığı için ekonomilerinde petrolün ve doğalgazın belirleyiciliği oldukça yüksek. Bu da genellikle Hollanda hastalığı olarak tabir edilen diğer endüstrilerin gelişmesini engelleyen bir unsur olarak değerlendiriliyor.

1960’larda Hollanda’da doğalgaz keşfi ile mevcut üretim faktörlerinin ekonomiden çekilmesini ifade eden bu durum günümüzde birçok petro-devlet için söz konusu. Petro devletler küresel enerji fiyatlarına da oldukça duyarlı ekonomilere sahip durumda. Buna göre petrol fiyatlarının düşüşü, bu ülkelerde ekonomik krizlere neden olabiliyor.
Suudi Arabistan gibi petro devletler, bütçelerini dengelemek için 70-80 dolarlık bir petrol fiyatına ihtiyaç duyuyor. Oysa yapılan birçok analizde önümüzdeki 30 yıl içinde petrol endüstrisinin en az yüzde 80’inin yok olacağı öngörülüyor.

Devamı Z Raporu Dergisi Aralık 2020 sayısında…

Dikkat çekenler...