Dijital hilafeti yenilgiye uğratmak

Avrupa’da DAEŞ’in yaptıkları ya da planladıklarıyla ilgili büyük bir haberin, manşetleri süslemediği bir hafta adeta yok gibi. Ya bir DAEŞ hücresinin gerçekleştirdiği acımasız saldırı, ya da planlanan saldırının boşa çıkarılması, yahut mülteci kılığında ülkeye sızmaya çalışan bir militanın yakalanması gibi haberler ile DAEŞ tehdidi gündeminden asla düşmüyor. Polis ve gizli servislerin tüm çabalarına rağmen, örgütün Avrupa’yı terörize etme kapasitesi ve dolaylı olarak tüm politik tartışmaları etkileme yeteneği hala çok güçlü.
Ancak öte yandan örgütün karadaki gücü ve toprakları ise 2014’te küresel hilafet ilan ettiği Irak’ın batısı ve Kuzey Suriye’de giderek azalıyor. Grup gücünün zirvesine ulaştığı 2015 yazından bu yana, bir yanda ABD ve Irak ile diğer müttefiklerinin, diğer yanda ise Rusya ve Suriye’nin olduğu güçlerin ağır askeri baskısı sonucu kontrol altında tuttuğu toprakların yüzde 40’ını kaybetti.
PEKİ DAEŞ KARADA YENİLİRSE NE OLACAK?
DAEŞ, ABD öncülüğündeki işgal ve istila kuvvetlerinin Irak’a harekatının bir sonucudur. Bunu takip eden Irak politikasının mezhepçileştirilmesi, geride etkisizleştirilmiş bir Sünni nüfus ile Irak ordu ve güvenlik kuvvetlerinin dağıtılması nedeniyle işsiz ve küskün yüzbinlerce kişi bıraktı. Böylece örgütün liderlik ve orta kademesi, eski Irak gizli servisinin eşsiz ve benzersiz şekilde yetiştirdiği teknik olarak becerikli kademeleriyle dolduruldu. Bu da örgüte örneği kolay bulunamayacak bir organizasyonel ve operasyonel nitelik sağlamış oldu. DAEŞ’in ruhsuz şiddet takıntılı fanatiklerden oluşan bir ordu olarak tasviri yanlış yönlendirmeden ibarettir.
Bunun en iyi göstergesi de iletişim stratejisi ve ideolojisini dünyaya yaymak, yeni katılım sağlamak, destekçilerini artırmak ve düşmanlarını terörize etmek için kullandığı sosyal medyadaki faaliyetleridir.
En başından itibaren DAEŞ sofistike bir multi-medya operasyonu kurdu. Bunun başında ise Paris’te doğan Suriyeli bir mülteci olan ve ABD’de bilişim teknolojisi eğitimi gören Ahmet Ebu-Samra var. Uzmanlığı ise global bazda sosyal medya takipçileri oluşturmaktır. Elinden çıkan ürünler ise profesyonel nitelikte farklı uzunluklarda propaganda ve belgesel filmler, Hollywood tarzı aksiyon ve korku filmlerinin tekniklerinin kullanıldığı örgüte kazandırma amaçlı çok sayıda videolardan oluşuyor. Örgütün üç web yayını olan al-Furqan, al-Hayat ve al-Aamaq, uydu kanalı ile radyosu ve parlak kuşe kağıda farklı dillerde basılan, içinde yüksek kaliteli fotoğraflar ve batılı reklam ajanslarının elinden çıkanlara benzer nitelikte esprili iş ilanlarının olduğu Dabeq da onun eseri.
DAEŞ’in sosyal medyayı kullanma sebebi, ABD’nin Irak’ı işgali öncesinde Bağdat’ı havadan bombalayarak yaratmayı amaçladığı ‘şok ve dehşet’ duygusunun aynısını yaymak. Ele geçirilen Ürdünlü pilotun dehşetengiz bir şekilde kafes içinde yakılması ya da Mısırlı göçmen işçilerin Libya’daki bir plajda boğazlarının kesilmesi görüntüleri, düşmanlarına gözdağı vermeyi amaçlayan eylemlerdi. Zina yapanların taşlandığı ve homoseksüellerin apartman çatılarından atıldığı görüntüleri ise DAEŞ’in kendi kontrolündeki alanlarda yaşayanlara boyun eğdirme taktikleriydi. Bu metotların başarılı olduğunun en bariz göstergesi ise DAEŞ’in 2014’te işgal etmeden hemen önce Musul’daki binlerce kişinin kenti terk etmesiydi.
Videolarında tutsaklarını turuncu tulumlar içinde gösteren DAEŞ, bu yolla ABD’nin Irak ve Afganistan işgallerinin sonucu olan Ebu Gureyb ve Guantanamo Körfezi’nde yaptığı işkenceleri hatırlatırken bir yandan da aynı etki yoluyla kendi meşruiyetini de sağlamayı çalışıyor.
Bu tür bir mesaj DAEŞ’in sosyal medya stratejisinin temelini oluşturuyor. Militanları chat odaları ve tartışma forumlarında bir hayli aktif iken, çok sayıda sahte Facebook sayfası oluşturarak, günde 100 bin re-tweet alan 50 bin twitter hesabını da kontrol ediyor.
Potansiyel sempatizan ve örgüt üyesi bulabilmek için özel birimlere dahi sahipler. Özellikle Ortadoğu ve Batı’da yerel yönetimlerden ve dış güçlerin müdahalelerinden rahatsız ya da kendi içinde bulunduğu toplumdan dışlanmış kişi ve gruplar en önemli insan kaynağı olarak görülüyor. DAEŞ tarafından internetten devşirilen ajan ve üyeler, genelde yüksek eğitimli ancak hayal kırıklığına uğramış idealistler, suç kaydı olan gençler, silah ve askerliğe meraklı genç maceracılar ile daha önce laik ve dinden uzak bir hayat süren kadın ve erkeklerden oluşuyor.
Güvenlik örgütlerinin ortak çabası sonucu binlerce site ve hesabın kapatılması ve silinmesiyle DAEŞ’in internet ve sosyal medyadaki varlığı geçen yıllarda büyük ölçüde azaltıldı ve en tepe noktasına oranla neredeyse dörtte üç oranına düştü.
Ancak DAEŞ’i yenmenin yolu onu ortaya çıkaran sorunları daha da artıracak askeri müdahaleleri sürdürmek değil onları çözecek politikalar geliştirmekten geçiyor.

Dikkat çekenler...