Pandemiyle geçen koca bir yılın ardından

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ’NÜN (DSÖ) 11 MART 2020’DE PANDEMİ İLAN ETMESİNİN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ. YAŞAM BİÇİMLERİMİZİ HIZLI BİR ŞEKİLDE BAŞKALAŞTIRAN BU GELİŞME SONUCU ORTAYA ÇIKAN DEĞİŞİKLİKLERİN ÇOĞU, ARTIK GÜNDELİK RUTİNİMİZİN BİR PARÇASI OLDU. GEÇEN KOCA BİR YILDA KISITLAMA, KARANTİNA VE SOSYAL MESAFE SIK SIK KULLANDIĞIMIZ KAVRAMLAR HALİNE GELİRKEN, HALİHAZIRDA MİLYARLARCA İNSAN NORMAL YAŞAMLARINA DÖNMEKTEN EPEY UZAK BİR DURUMDA BULUNUYOR.

KADRİYE N. TUNÇSİPER

Çin’in Wuhan kentinde gizemli hastalık olarak ortaya çıkan yeni tip korona virüsü kısa sürede tüm dünyaya yayılırken, DSÖ salgını ocak ayında uluslararası bir sağlık acil durumu olarak tanımlamakla yetindi. Ülkelerin gevşek önlemleri ile ilerleyen süreç sonucu ortaya çıkan tablo karşısında DSÖ tarafından 11 Mart 2020’de pandemi ilan edilse de sıkı önlemler için artık çok geçti ve virüs Antarktika hariç her kıtaya ulaşmıştı.

Mart ayı itibariyle tüm dünyada kısıtlamalar ve karantinalar ile başlayan önlemler, insanların evden çalışması, öğrencilerin okul yerine evden eğitim görmeleri ve ekonomik yaşamın durması dahil günlük rutinlerin değiştirilmesine yol açtı. Uluslararası ve ulusal spor etkinlikleri, dini törenler ve sosyal etkinliklerin tümü iptal edildi. Geride kalan bir yılın ardından pandemi olanca hızı ile devam ederken, hastalığın yayılmasına karşı tedbir olarak uygulanan kapanmalar, üretim, ticaret ve hizmetlerin aksamasına, buna bağlı ekonomik daralmaya ve istihdam kayıplarına yol açmaya devam ediyor.

SALGIN BİTMİŞ DEĞİL

Johns Hopkins Merkezi’ne göre, mart sonu itibariyle doğrulanmış Covid-19 vakaları dünya genelinde 123,7 milyonu geçti. Hastalık nedenliyle ölümlerin sayısı 2,72 milyonun üzerinde gerçekleşirken, dünya çapında 458,13 milyondan fazla aşı dozu uygulandı.

Türkiye de ilk vaka 11 Mart 2020’de tespit edilir edilmez topyekun bir mücadeleye girişti. İlk vakanın tespit edilmesinin hemen ertesinde okullar tatil edilirken, şehirler arası seyahatler yasaklandı, toplu etkinlikler iptal edildi ve ülke çapında “evde kal” çağrıları yapılmaya başlandı. 1 Nisan’a gelindiğinde birçok ülkeye uçuş yasağı konurken, tüm ligler ertelendi ve yurtdışından gelenler öğrenci yurtlarında karantinaya alındı. Bu dönemde birçok işletme faaliyetlerini durdururken, 65 yaş üstü ve 20 yaş altı için sokağa çıkma yasakları başlatıldı.

Salgın ile mücadele için kısa sürede önlemleri genişleten Türkiye, birçok ülkeye tıbbi ekipman gönderdi. Atatürk Havalimanı ve Sancaktepe’de iki yeni hastane hizmete girerken, Biz Bize Yeteriz kampanyası ile dar gelirli kesimlere destek olunması amaçlandı. Çalışanların işlerini kaybetmesinin önlenmesi ve işverenlere destek amaçlı ekonomik paketler uygulanması ile pandemi koşullarından en az zararla çıkan ülkelerden biri olan Türkiye, yeni yıla girilmesi ardından ocak ayı itibariyle sağlık çalışanlarının aşılanmasına başlanarak kısa süre içerisinde 8 milyon üzerinde doz aşı uyguladı.

AŞI ÇARE OLABİLECEK Mİ?

Hayatın olağanüstü hızda değiştiği bu dönemde en fazla tartışılan konuların başında kuşkusuz aşılar geliyordu. Birçok uzman geçmiş deneyimleri hatırlatarak bu kadar kısa süre içerisinde aşı geliştirilmesinin mümkün olmadığını iddia etse de, mucizevi bir şekilde, salgın ilan edildiğinden bir yıl sonra, Covid-19’a neden olan virüse karşı 8 aşı aktif olarak kullanılmaya başlandı.

Şimdiye kadar 300 milyondan fazla insan en az bir doz aşılanırken, yüksek gelirli ülkelerin çoğunun 2022’nin başlarında nüfuslarının büyük bölümünü aşılamış olacağı tahmin ediliyor. Bununla beraber DSÖ’nün her fırsatta dile getirdiği gibi düşük gelirli ülkelerdeki aşı sıkıntısı ise tüm dünyayı tehdit eden bir problem.

DSÖ, aşıların adaletsiz dağıtımının hem ahlaki, hem de ekonomik ve epidemiyolojik olarak dünyanın kendi kendini yenilgiye uğratması anlamına geldiğini belirtiyor. Çünkü virüs herhangi bir yerde dolaşmaya devam ettiği sürece insanlar ölmeye devam edecek, ticaret ve seyahat kesintileri sürecek ve ekonomik iyileşme daha da gecikecek.

Devamı Z Raporu Dergisi Nisan 2021 sayısında…

Dikkat çekenler...