KÖRFEZ’DE STATÜKOYA DÖNÜŞ

ABD’nin Eski Demokrat Başkanı Barack Obama döneminde Ortadoğu’da neden olduğu politik ve askeri güç boşluğu, Rusya, Türkiye ve İran gibi ülkeler tarafından doldurulmuşken, ABD başkanlığına Cumhuriyetçi Trump’ın gelişi, Körfez ülkelerinin eski defterleri yeniden açmasına neden oldu. Körfez’in 1970 sonrasında ABD ile rayına koyduğu o uzun soluklu statükoya dönüş arayışları gündemde. Ancak, ABD’yi 70 ve 80’lerdeki gibi ‘yeniden büyük yapmaya’ ant içtiğine göre Trump bile bu statükonun şu anda mevcut olduğundan o kadar emin değil.

Yakup Kocaman 

Akoya_Damac_83

işadamı Donald Trump’ın Amerikan seçimlerini kazanıp Başkan olabileceğine, muhtemelen tüm dünya siyaseti gibi, Körfez ülkeleri de, her ne kadar yakından tanısalar da, ihtimal vermiyordu. Ancak seçim sonuçları açıklandığında hiç vakit kaybetmeden Trump’ı telefonla ilk tebrik eden dünya liderleri de Körfez’deki krallardan başkaları değildi. Bu hiç kimseye şaşırtıcı gelmemeli.
Çünkü, eski ABD Başkanı Obama’nın izlediği zayıf politikalar nedeniyle Ortadoğu’da güç kaybeden ABD, müttefik Körfez’i de tehlikeye atmıştı. O nedenle, Trump’ın sürpriz gelişi, sarsılmış olan ABD-Körfez ilişkilerinin, yeniden çok tanıdık bir politikaya, yani o uzun yıllara dayanan ABD-Körfez statükosuna dönmesi için yeni bir fırsattı. Ancak işin ABD tarafında Trump’ın seçim kampanyasıyla vücut bulan, hiç de yabana atılmayacak bir sorunlar silsilesi mevcut. Tüm seçim kampanyasını ABD’nin eskiden ne kadar büyük bir ülke olduğu üzerine kuran, ABD ekonomisinin Obama döneminde istihdam ve sermaye kaybetmesinden, borç batağına sürüklenmesinden ve yüksek vergilerden şikayet eden, öte yandan Amerikan siyasetçilerinin eski müttefiklerini boşlayıp hasım ülkeler Çin, Rusya ve İran karşısında nasıl da ezik kaldığını anlatıp durarak 70’lerin 80’lerin Amerikası’na dönüş hayalleri kuran Trump’ın Başkan olmasıyla gerçek anlamını kazanan
sorunlar yumağından bahsediyoruz. ABD eski ABD değil. Trump’ın seçim sloganındaki vaadinin ‘Amerika’yı yeniden büyük yapmak’ üzerine kurulu olması bizatihi bunun ispatı değil mi? Eski statükonun Amerikasına dönüş ne kadar mümkün olacak izleyip göreceğiz. Fakat, geçen yüzyıla göre cüssesi daha büyük olsa da etki gücü, geçen yüzyıldan şüphesiz daha kırılgan bir Amerika’yla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini kabullenmiş bir muhafazakar Amerika var karşımızda. Irkçı söylemlerin yükselişi, farklılıklara karşı açılan savaşlar. Ülkedeki 11 milyon göçmenin kovulacağı vaadi Amerikan rüyasının gerçekten bir rüya olduğuna inandırmış durumda şimdiden tüm dünyayı.
NE KADAR PARA O KADAR GÜVENLİK
Trump döneminde Körfez İşbirliği Konseyi üyesi 6 ülkeyi umutlandıran en önemli gelişme, kronik hasım İran’ın Trump ABD’si kafa kafaya gelmesi oldu şüphesiz. Trump’ın Obama döneminde İran’la imzalanan nükleer anlaşma karşılığı ekonomik rahatlama anlaşmasını çöpe atacağını söylemiş olması Suudi Arabistan başta olmak üzere tüm komşularına rahat bir nefes aldırmış gibi görünüyor. Ama bu nefesin ekonomik bir maliyeti olabilir. Derin Ekonomi dergisinin ‘Yeni Güvenlik Ekonomisi’ olarak tanımladığı şekilde, kurnaz bir işadamı kimliğiyle tanınan Trump’ın, bundan sonra dünyada kimseye bilâ bedel güvenlik ve koruma hizmeti sağlamayacağını ilan etmiş olması; Çin’e karşı koruduğu Japonya ve Güney Kore’ye, Rusya’ya karşı koruduğu Avrupa’ya olduğu kadar İran’a karşı koruduğu Körfez’e de bir oldukça yüklü bir maliyet getireceğine kesin gözüyle bakılıyor. Zaten, Trump’ın Suudi Arabistan Kralı Selman ile yaptığı telefon görüşmesinde, Suriye’de güvenli bölge kurmayı planladığını ve buna katkı sunmasını istemesi bu politikanın bir tezahürüydü.

Devamı Derin Ekonomi Dergisi Mart 2017 sayısında….

Dikkat çekenler...