Enflasyon bu yıl da en çok konuşacağımız konulardan biri olacak. Kronikleşen problemin çözümü için ezber bozan adımlar atmak lazım. Yüksek faiz sopasıyla enflasyonu düşürme yöntemi tek başına yeterli değilmiş. Türkiye’de enflasyonu tetikleyen ana maliyet kalemlerinden dolar yüzde 21 artarken, motorin-benzinde artış yüzde 20 ile sınırlı kaldı. Kasım 2025 itibarıyla TÜFE yüzde 31 oldu. Bu tablo neyi anlatıyor?
Bu saatten sonra enflasyon ile mücadele “maliyet” ve “arz” kaynaklı olumsuzluklarla olacak. Enflasyonun, döviz ve akaryakıt gibi temel maliyet kalemlerinin çok daha üstünde seyretmesinin nedenleri ne olabilir? Kimisi bunu son üç yılda maaş ve ücretlere yapılan zamların ücret-zam-enflasyon sarmalına bağlıyor. Kimisi yüksek faiz politikası nedeniyle finansman giderlerinin artmasını bu konunun baş müsebbibi olarak görüyor. Bir de bozulan tüketici algısı nedeniyle fiyat artışlarının durdurulamaması gerçeği var.
Hammadde tedarikçisi ile üretici, üretici ile toptancı, toptancı ile perakendeci, perakendeci esnaf ile vatandaş arasında zincirleme devam eden aşamaların hepsini yakından ilgilendiren bu süreçte şekilleniyor fiyatlar. Alım gücünü aşındıran zamların gerekçesini sorguladığımızda kimse sorumluluğu kabul etmiyor. Herkes birbirini suçluyor. Bazen de “Akaryakıta zam geldi”, “Dolar arttı” gibi kaynağı belirsiz klişe laflarla geçiştiriliyor bu önemli konu.
Hâlbuki enflasyon illetinden kurtulmak için herkese görev düşüyor. Üreticiden tüketiciye uzanan zincirde bütün halkaları oluşturan herkesin elini taşın altına koyması gerekir. Maliyetleri düşürecek, alım gücünü ve toplumsal refahı artıracak bu seferberlikte herkes elinden geleni yapmalı.
Devamı Z Raporu Ocak 2026 sayısında…
