Kamu eliyle kontrollü büyüme dönemine doğru mu?

Türkiye’nin son yarım asırlık geçmişi, büyümenin özel sektör marifetiyle gerçekleştiğini gösteriyor. Yatırım, üretim, ihracat ve istihdamı sırtlayan özel sektör, üç yıldır yüksek faizin yükü altında eziliyor. Enflasyonla mücadele programı uzadıkça sıkıntılar arttı. Büyümeden de ödün vermek istemeyen ekonomi yönetimi, kamu eliyle kontrollü bir büyüme politikası geliştirme çabasında. Peki bu sürdürülebilir bir yöntem mi?

Tecrübeli iş gücü, jeopolitik konumu ile hızlı tedarik ve lojistik avantajları sayesinde Türkiye, büyümeyi kolay elde edebiliyor. Genç nüfus potansiyeli nedeniyle iş üretmek zorunda olduğu için de büyüme mecbur zaten. Karma ekonomi politikasının ağır bastığı yıllarda istikrarlı bir büyüme dönemi yaşayamadık. 1980’li yılların sonundan itibaren küresel ekonomi sistemine entegre olmaya başlayan Türkiye, hazırlıksız yaptığı bu hamleden dolayı 10-15 yıl boyunca büyük çalkantılar yaşadı. Dış rüzgârlara daha açık olan sistem nedeniyle ekonomimiz sarsıntılı dönemlerden geçti.

Parlamenter sistemin beslediği istikrarsız siyaset düzeni, kamunun çekildiği iş alanlarını dolduran özel sektörü kontrol edemeyince, Türkiye sancılı süreçlerden geçti. Paramız değersizleşti, vatandaşın birikimleri bankalar üzerinden hortumlandı. Özelleştirme süreci hızlıca tamamlanamadığı için ne özel sektör ekonomik büyümeye yön verebildi ne de devlet eliyle kayda değer bir büyüme hikayesi yazılabildi. Liberalleşme sürecindeki ekonomik düzende taşlar yerine geç oturduğu için istikrarlı bir büyüme çizgisi yakalanamadı. Büyümenin temel kaynakları olan makine-teçhizat gibi fiziki sermaye birikimi, istihdam artışı, verimlilik ve ihracat odaklı sanayi üretiminde uzunca bir emekleme döneminden geçtik. Türkiye, 1980 sonrası dönemde büyümenin en büyük bileşenlerinden biri olan fiziki sermaye stokundaki artışı geç yakalayabildi.

Devamı Z Raporu Haziran 2026 sayısında…

Dikkat çekenler...