Faiz giderinin bütçedeki payı

Geçen ayki yazıda, “Kur Korumalı Mevduat uygulamasını eleştirenler yüksek faiz politikasının Türkiye’ye maliyetini biliyor mu?” diye sormuştum. Biliyorlar elbette ama konuşmak istemiyorlar. Bu konunun peşini bırakmaya pek niyetli değilim. “Faizleri yükselterek enflasyonu düşürme” formülü kulağa hoş geliyor; ancak bunun maliyetini konuşmamız lazım. Yüksek faiz politikası nedeniyle son iki yılda Hazine’nin faiz yükü katlandı.

Haziran 2023’te devreye alınan yüksek faiz politikası, 28 aydır devam ediyor. Türkiye ekonomisi yaklaşık 2,5 yıldır dünyanın hiçbir ülkesinde görülmeyen bir yüksek faiz cenderesinde. Sanayicinin emeği ve halkın alın terinin yanı sıra devletin kaynakları da maalesef faizcilere akıyor. Devlet, her ay yüz milyarlarca liralık faiz borcu ödüyor. Sanayici ise finansman yükünden dolayı zarar yazıyor. Paradan para kazanan lobilerin elini ovuşturarak döndürmeye çalıştığı bu çarkın dişlileri arasında üreten, çalışan, ter döken milyonlar eziliyor.

Merkez Bankası’nın temmuz ve eylül aylarında yaptığı sembolik faiz indirimleri, piyasaya yansımadığı için yüksek faiz koşulları devam ediyor. Piyasanın beklediği oranlarda faiz indirimi yapılmadığı için üreticinin finansman maliyeti hâlâ çok yüksek. Vatandaş, hâlâ bankadan içeri adım atamıyor. Mecbur kalıp kredi almak zorunda kalanlar ise yüksek faiz yükünün altında eziliyor. Öbür tarafta ise paradan para kazanan faiz lobisi, faiz indirimleri geciktikçe ayak ayak üstüne atıp keyif çatıyor.

Devamı Z Raporu Kasım 2025 sayısında…

Dikkat çekenler...