Küresel ekonomi yeniden büyük bir kırılganlık eşiğine gelmiş durumda. Bir yandan kamu borçları tarihsel zirvelerde dolaşırken, diğer yandan ticaret savaşları, jeopolitik rekabet ve bölgesel çatışmalar büyüme görünümünü tehdit ediyor. Üstelik bu tabloya, büyük güçlerin kendi iç zayıflıkları ve sistemsel dönüşümler de eşlik ediyor. Çin’in ekonomik ağırlığının artması, buna karşılık ABD ve Avrupa’da hem siyasi hem ekonomik düzeyde belirgin bir yorgunluk (ve hırçınlık) hissedilmesi, küresel düzenin daha parçalı bir yapıya evrilmesine yol açıyor.
Küresel ekonomi bugün üçlü bir baskıyla karşı karşıya:
-
Düşük büyüme potansiyeli,
-
Artan kamu borçları,
-
Yoğunlaşan jeopolitik rekabet.
Bu üç olgunun üst üste gelmesi, ekonomik istikrarsızlık riskini daha da artırıyor. Borç yükü, ekonomilerin politika alanını daraltırken; jeopolitik gerilimler, hem ticaret hem de yatırım akışlarını olumsuz etkiliyor. Bu kırılganlık sarmalından çıkış ise ancak kapsamlı reformlarla ve uluslararası koordinasyonun güçlendirilmesiyle mümkün olabilir.
KÜRESEL BÜYÜMENİN ZAYIF DİNAMİKLERİ
Son beş yılda küresel ekonomi, toparlanma ve yavaşlama döngüleri arasında sıkışmış durumda. Kovid salgını sonrası dönemin geçici canlanmasının yerini düşük verimlilik, yüksek enflasyon ve riskten kaçınmanın hâkim olduğu bir ekonomik ortam aldı. Faiz oranlarının uzun süre yüksek seviyelerde kalması, yatırımlar üzerindeki baskıyı artırdı. Gelişmekte olan ekonomiler, artan risk primleri nedeniyle finansmana daha maliyetli erişmeye başladı.
Devamı Z Raporu Aralık 2025 sayısında….
