Çok kutuplu dünya düzeninin giderek güçlendiğine yönelik tartışmalar, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 25. Zirvesi’nde verilen fotoğrafla artık başka bir aşamaya geçti. Çin’in Tianjin kentinde yapılan zirvede verilen fotoğraf, pek çok analist tarafından Asya merkezli çok kutuplu düzenin kurulduğunun ya da dönüşün ilanı olarak kabul edildi. Çünkü bir grup yorumcu, dünyanın hiçbir dönem tek kutuplu hatta çift kutuplu olduğuna dahi inanmıyor. Bu bambaşka bir tartışma; ancak gerçek şu ki, 2. Dünya Savaşı sonrası daha çok ABD merkezli ve tek kutuplu bir dünya inşa edildi.
ABD’nin çoğu zaman sahip olduğu rezerv para doları bir silah olarak kullanması, Bretton Woods ile kurulan IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlarla gelişmekte olan ülkeleri ekonomik açıdan kendine daha çok bağımlı hale getirmesi, ABD karşıtı ittifakın yavaş yavaş kurulmasının temellerini inşa etti. Yani başka bir deyimle ABD, bugün kendine karşı oluşan ittifakın asıl nedeni de yine kendisi. 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan ekonomik sistem, dünyada dengeli kalkınmayı ve refahı amaçlayan bir sistem olarak kurgulanmıştı. Rezerv para dolar oldu, dolar altına sabitlendi, 1 ons altın 35 dolar olarak belirlendi ve diğer ülke para birimleri de dolara sabitlendi. Böylece ABD, dolar ile küresel ekonomiyi şekillendirdi.
1971’de Nixon doları altına sabitlemeyi bıraktı ve dolar daha da güçlendi. Diğer yandan IMF ve Dünya Bankası gibi çok taraflı görünen yapılarda ABD’nin veto hakkı, bu kurumların hiçbir zaman çok taraflı olmasına izin vermedi. Aynı Birleşmiş Milletler’de olduğu gibi… Şimdi ise bu sistemin derinden sarsılmaya başladığı tartışılıyor. ABD merkezli tek kutuplu dünya düzeninin başlarında ABD’nin küresel ekonomideki payı yüzde 50’ler seviyesindeydi. Şu anda ise yüzde 24’ler seviyesinde. Çin’in payı yüzde 16’ya yükselmiş durumda. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üyelerinin küresel ekonomiden aldığı pay ise yüzde 25 seviyesinde. Üye ülkelerin toplam yıllık ticaret hacmi yaklaşık 2 trilyon dolar.
ŞİÖ kapsamında özel finans kurumları ve yatırım fonları kuruluyor. Üye ülkeler arasında parasal işbirliği ve yeni rezerv para mekanizmaları da geliştiriliyor. Çin, ister kabul edelim ister etmeyelim, bugün dünyanın endüstri gücü; Rusya ise hammadde ve enerji gücü. Bunun yanı sıra uzun süredir devam eden Batı’dan Doğu’ya bilgi ve sermaye transferi, küresel ticaret ve alışverişin ağırlık merkezini Doğu’ya kaydırdı. Tüm bu gelişmeler çok kutuplu dünyaya geçildiğine dair tezi güçlendiriyor. Bu nedenle Çin’in Tianjin kentinden dünyaya verilen bu fotoğrafın anlamını ve yeniden şekillenen küresel dengenin kodlarını Z Raporu’nda masaya yatırdık.
7 Ekim 2023’te başlayan soykırımın iki yılı bu ay geride kalıyor. 1947’den bu yana yaşanan zulme karşı dünya kamuoyu hiç bu kadar güçlü bir tepki ortaya koymamıştı. Bu güçlü kamuoyu tepkisi karşısında da ülkeler bir bir Filistin’i resmen tanıma kararı aldı. Şu anda 157 ülke Filistin’i resmen tanıdı. Ancak tanıdıkları Filistin’in sınırları belli değil; diğer yandan tanıdıkları Filistin’in ordusu var mı? Bundan sonraki süreçte Filistin’i resmen tanıyan ülkeler için artık bir samimiyet testi başlıyor. Filistin’in özgürlüğüne kavuşması için atacakları adımlar, aynı zamanda kendileri için de samimiyet göstergesi olacak. Son yaşanan gelişmelerin analizini Sernur Yassıkaya, Z Raporu için kaleme aldı.
Bu ay Z Raporu’nda işlediğimiz bir başka önemli başlık da susuzluk konusu. Dünya genelinde yaşanan su kıtlığına karşı alınabilecek önlemleri ve çözüm önerilerini inceledik. Deniz suyunun arıtılmasının maliyetini, olası risklerini ve avantajlarını araştırdık. Zira üç tarafı denizlerle çevrili olan ve zengin su kaynaklarına sahip olmasıyla bilinen Türkiye de artık su stresi altındaki ülkelerden biri.
Ekim ayı içerisinde 5G ihalesi gerçekleştirilecek. Operatörler uzun bir süredir 5G altyapı çalışmalarını sürdürüyor. Z Raporu’na konuşan Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, 5G’ye en hazır operatör olduklarını söylüyor. 5G teknolojisi hayatımızda neleri değiştirecek, hangi kolaylıkları ve avantajları sunacak — tüm bu soruların yanıtlarını Önal, Z Raporu’nda verdi.
