ASEAN’ın geleceği ve Türkiye’nin yeri

Küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği, bölgesel bütünleşme girişimlerinin hız kazandığı 21. yüzyılda Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN), dünya sahnesinde giderek daha görünür bir aktör haline gelmektedir. 1967 yılında kurulan ASEAN, bugün Brunei, Kamboçya, Endonezya, Laos, Malezya, Myanmar, Filipinler, Singapur, Tayland ve Vietnam’dan oluşan on üyeli bir yapıya sahiptir. Farklı ekonomik düzeyleri, kültürel zenginlikleri ve siyasal sistemleriyle bu ülkeler, birbirini tamamlayan bir çeşitlilik içinde güçlü bir bölgesel sinerji yaratmaktadır. ASEAN, yalnızca diplomatik bir platform değil; aynı zamanda küresel ekonominin en hızlı büyüyen ve en hareketli bölgelerinden birinin temsilcisidir. Nüfusun gençliği, artan kentleşme oranı ve genişleyen orta sınıf, ASEAN’ı geleceğin üretim, tüketim ve yenilik merkezlerinden biri haline getirmektedir.

Bugün ASEAN, ekonomik açıdan dünyanın önde gelen bölgesel bloklarından biridir. 2025 yılı itibarıyla ASEAN ülkelerinin toplam gayri safi yurt içi hasılası yaklaşık 4,8 trilyon dolar düzeyindedir. Bu rakam, ASEAN’ı Japonya ve Almanya’nın ardından dünyanın beşinci veya altıncı büyük ekonomik gücü konumuna yerleştirmektedir. Avrupa Birliği (AB), yaklaşık 18 trilyon dolarlık üretim hacmiyle hâlâ dünyanın ikinci büyük ekonomik bloğu olarak öne çıkarken, ABD ve Çin ilk iki sırayı paylaşmaktadır. ASEAN ve Hindistan gibi yükselen bölgesel oluşumlar ise bu küresel tabloyu hızla dönüştürmektedir. Dolayısıyla ASEAN artık sadece bölgesel bir işbirliği mekanizması değil, küresel ekonominin geleceğini şekillendiren başlıca oyunculardan biridir.

Birlik içinde özellikle Endonezya, ekonomik büyüklüğü ve nüfusu sayesinde ayrı bir ağırlığa sahiptir. ASEAN’ın en büyük ekonomisi konumundaki Endonezya, önümüzdeki 10 ila 20 yıl içinde dünyanın ilk beş ekonomisinden biri olma potansiyeli taşımaktadır. Uluslararası Para Fonu’nun tahminlerine göre, satın alma gücü paritesi dikkate alındığında Endonezya 2025 yılında yaklaşık 5 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşarak dünyanın yedinci büyük ekonomisi olacaktır. 2050’ye gelindiğinde ise ilk beş arasında yer alması beklenmektedir. Bu projeksiyonun arkasında ülkenin geniş nüfus tabanı, doğal kaynak zenginliği, genç ve dinamik iş gücü ile gelişen altyapı yatırımları yer almaktadır.

Devamı Z Raporu Kasım 2025 sayısında…

Dikkat çekenler...