KÜRESELLEŞME NE GETİRDİ, NE GÖTÜRDÜ?

GEÇTİĞİMİZ YÜZYILIN EN ÖNEMLİ GELİŞMELERİNDEN BİRİ HİÇ KUŞKUSUZ ULUSAL EKONOMİLERİN KÜRESEL EKONOMİK SİSTEME ENTEGRASYONU OLDU. ÜLKELER ARASINDA TİCARETTE TARİHTE GÖRÜLMEMİŞ BİR BÜYÜMEYE YOL AÇAN SÜREÇ, BERABERİNDE BÜYÜK TARTIŞMALARI DA GETİRİYOR. BUGÜNE KADAR YAPILAN ÇALIŞMALAR KÜRESELLEŞMENİN BÜYÜME VE YOKSULLUĞUN AZALTILMASINDA TEMEL BİR ROL OYNADIĞINI KABUL EDERKEN, ORTAYA ÇIKAN REFAHIN ÜLKELER, BÖLGELER VE TOPLUM KESİMLERİ ARASINDA DENGELİ BİÇİMDE DAĞITILMAMASI İSE EN BÜYÜK SORUN OLARAK KARŞIMIZA ÇIKIYOR.

KADRİYE N. TUNÇSİPER

Temelleri 1980’lerde atılan ve 1990’lı yıllarda ivme kazanan küreselleşme, hizmet ve sermaye hareketlerinin önündeki engellerin kaldırılmasını temel alan bir ekonomik düzen oluşturdu. Devlete büyük ölçüde piyasayı denetleyen ve düzenleyici bir rol biçen bu yaklaşımda, üretim maliyetlerinin en düşük olduğu bölgelerde gerçekleştirilmesi ve ürünlerin pazarlara mümkün olan en kısa güzergah üzerinden ulaştırılması temel ilke haline geldi.

Dünyayı daha bağlantılı, üretken ve zengin hale getirme vaadiyle yükselen küreselleşme; ticareti, yatırımları ve teknoloji transferini hızlandırırken yaklaşık 1,5 milyar insanın aşırı yoksulluktan çıkmasını sağladı. Ancak büyüyen pastadan alınan paylar eşit olmadı. Gelir ve servetin zirvede yoğunlaşması, sanayisizleşen kentler, güvencesiz çalışma, çevre kirliliği ve kırılgan tedarik zincirleri, küreselleşmeden miras kalan sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Küresel pazarlara erişebilen şirketler, sermaye sahipleri, yüksek eğitimli çalışanlar ve teknoloji sektörleri süreçten daha fazla yararlanırken ithalatla rekabet eden işletmeler, bazı sanayi şehirleri ve düşük vasıflı çalışanlar gelir ve istihdam kayıplarıyla karşılaştı. Dünya ticareti büyürken birçok ülkenin kendi içindeki gelir ve servet eşitsizliğinin artması, küreselleşmenin en önemli çelişkilerinden birini oluşturdu.

DÜNYA EKONOMİSİ 35 YILDA BEŞ KAT BÜYÜDÜ

1990’lı yıllardan itibaren hız kazanan küreselleşme, dünya ekonomisinin ölçeğinin büyüdüğü güçlü bir dönüşüm dönemine eşlik etti. Dünya Bankası verilerine göre 1990’da yaklaşık 23 trilyon dolar düzeyinde olan küresel GSYH, 2000’de 34 trilyon dolara, 2010’da 67 trilyon dolara yükselirken, 2025 itibarıyla 118 trilyon doların üzerine çıktı. Bu dönemde ticaretin serbestleşmesi, ülkelerin küresel değer zincirlerine daha fazla dahil olması, sermaye ve teknoloji akışlarının hızlanması dünya ekonomisinin büyümesine önemli katkı sağladı. Nitekim 1995-2023 arasında dünya ticareti yaklaşık beş katına çıkarken küresel GSYH de yıllık ortalama yüzde 4,4 büyüdü.

TİCARET HİÇ OLMADIĞI KADAR SERBESTLEŞTİ

Küreselleşmenin dünya ticaretinde sağladığı en önemli dönüşümün ülkeler arasında artan ticaret hacmi olduğu verilere de yansıyor. Mal ve ticari hizmet ticaretinin toplam değeri 1995-2023 döneminde yaklaşık beş kat artarak 30 trilyon doların üzerine çıktı. Aynı dönemde dünya ticareti yıllık ortalama yüzde 5,8 büyürken küresel ekonomideki yıllık büyüme yüzde 4,4 düzeyinde gerçekleşti. Ticaretin dünya ekonomisine oranı 1995’te yüzde 20 iken 2022’de yüzde 31’e yükseldi. Bu oran 2023’te yüzde 29’a gerilese de ülkelerin üretim, tüketim ve yatırım bakımından geçmişe göre çok daha bağlantılı hale geldiği görülüyor.

Küreselleşmenin refah üzerindeki etkisi, yalnızca ticaret hacminin büyümesinden kaynaklanmıyor. Ülkelerin küresel değer zincirlerine katılması; teknolojiye erişimi, üretim kapasitesini ve verimliliği de artırıyor. Dünya Bankasının araştırmasına göre küresel değer zincirlerine katılımdaki yüzde 1’lik artış, kişi başına gelir düzeyini yüzde 1’den fazla yükseltebiliyor. Bu etkinin geleneksel nihai mal ticaretinin yarattığı gelir artışının yaklaşık iki katına ulaşabildiği belirtiliyor.

Küreselleşme gelişmekte olan ülkelere bir ürünün tamamını üretmeden dünya pazarına girme imkanı sağlıyor. Bir ülke otomobilin tüm üretim sürecini kurmak yerine kablo, batarya, yazılım veya elektronik parça üretiminde uzmanlaşarak küresel sanayiye katılabiliyor. Bu model, 90’lardan günümüze teknoloji ve sermaye birikimi sınırlı ülkelerin üretim sürecinin belirli aşamalarından başlayarak sanayileşmesini kolaylaştırdı. Günümüzde dünya ticaretinin yaklaşık yarısının küresel değer zincirleriyle bağlantılı olması da bu üretim modelinin ulaştığı ölçeği gösteriyor.

Devamı Z Raporu Ekim 2026 Sayısında…

Dikkat çekenler...