TARLADAKİ FIRTINA: EL NİNO VE GÜBRE KRİZİ

KÜRESEL HAVA SİSTEMLERİNİ ETKİLEYEN EL NİNO’NUN TARIMSAL ÜRETİM ÜZERİNDE YARATABİLECEĞİ BASKI, SAVAŞLARIN TETİKLEDİĞİ ENERJİ VE GÜBRE KRİZİYLE BİRLEŞİYOR. PİRİNÇTEN BUĞDAYA, KAHVEDEN PALM YAĞINA KADAR BİRÇOK ÜRÜNDE ARZ RİSKLERİ GÜNDEME GELİRKEN, YÜKSELEN MALİYETLER VE İHRACAT KISITLAMALARI GIDA FİYATLARI ÜZERİNDEKİ BASKIYI ARTIRIYOR. DÜNYA, GIDA GÜVENLİĞİ AÇISINDAN SON YILLARIN EN KRİTİK SINAVLARINDAN BİRİNE HAZIRLANIYOR.

FATMA NUR DİNÇ

Küresel tarım sektörü, son yılların en kritik dönemlerinden birine giriyor. Bir yandan küresel hava sistemleri üzerinde etkili olması beklenen güçlü El Nino’nun kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve yağış rejimindeki değişimler yoluyla tarımsal üretimi baskı altına alabileceğine yönelik uyarılar artarken, diğer yandan savaşların enerji ve gübre piyasalarında yarattığı dalgalanmalar üretim maliyetlerini yükseltiyor. İklim kaynaklı risklerle jeopolitik gelişmelerin aynı dönemde etkisini göstermesi, küresel gıda arzı ve fiyatları üzerindeki belirsizlikleri artırıyor.

Endişelerin merkezinde ise gıda güvenliği yer alıyor. Küresel ölçekte tüketilen kalorilerin yüzde 60’tan fazlası buğday, pirinç, mısır ve soya gibi sınırlı sayıdaki temel üründen sağlanırken, El Nino’nun başta Asya, Afrika ve Latin Amerika olmak üzere birçok tarım bölgesinde üretim koşullarını zorlaştırabileceği belirtiliyor. Buna ek olarak, savaşların enerji ve gübre tedarik zincirlerinde yarattığı baskı tarımsal üretimin en önemli girdilerinden biri olan gübrenin maliyetini artırıyor. Artan maliyetler ise çiftçilerin üretim kararlarından küresel gıda ticaretine kadar uzanan geniş bir alanda etkisini hissettiriyor.

Birleşmiş Milletler kuruluşları ve Dünya Bankası’nın değerlendirmeleri, iklim kaynaklı üretim kayıplarının yükselen girdi maliyetleriyle birleşmesi hâlinde tarımsal emtia piyasalarında yeni fiyat dalgalanmalarının yaşanabileceğine işaret ediyor. Özellikle pirinç, buğday, kahve, palm yağı ve şeker gibi ürünlerde arz baskısının artması beklenirken, bazı ülkelerin iç piyasalarını korumak amacıyla ihracat kısıtlamalarına yönelmesi küresel ticaretteki kırılganlığı daha da artırıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca üretim miktarları değil, ürünlerin uluslararası dolaşımı ve ülkelerin ticaret politikaları da gıda güvenliği açısından belirleyici olacak.

EL NİNO YENİDEN SAHNEDE

Küresel gıda piyasalarında endişelerin odağında El Nino’nun tarımsal üretim üzerinde yaratabileceği etkiler bulunuyor. Özellikle Asya ve Pasifik bölgesi riskin merkezinde yer alıyor. Dünyanın önde gelen pirinç üreticileri arasında bulunan Hindistan, Tayland ve Vietnam’da muson yağışlarının zayıflaması ihtimali küresel pirinç piyasalarında endişeleri artırıyor. ABD Tarım Bakanlığı’nın 2026-2027 sezonuna ilişkin tahminleri de küresel pirinç üretiminde son 11 yılın ilk düşüşünün yaşanabileceğine işaret ediyor.

Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serkan Gürlük, Süper El Nino’nun özellikle okyanuslara kıyısı bulunan bölgelerde ekonomik etkilerinin daha belirgin hissedilebileceğini belirtiyor. Gürlük’e göre Güneydoğu Asya, Avustralya ve Güney Asya’da ortaya çıkabilecek kuraklık koşulları, dünyanın en önemli pirinç üretim merkezlerini etkileyebileceği gibi mısır, buğday, şeker ve palm yağı üretiminde de kayıplara yol açabilir. Hindistan’da muson yağışlarının zayıflaması ise pamuk ve soya üretimi açısından ilave riskler yaratabilir.

Ancak El Nino’nun etkileri her bölgede aynı sonuçları doğurmuyor. Gürlük, büyük iklim olaylarının bazı bölgelerde üretim kayıplarına yol açarken bazı bölgelerde daha elverişli üretim koşulları oluşturabileceğine dikkat çekiyor. ABD, Arjantin ve Brezilya’da soya üretiminin yüzde 2 ila 5 oranında artış gösterebileceği değerlendirilirken, Ekvator kuşağındaki ülkelerde kahve başta olmak üzere kakao ve palm yağı gibi El Nino’ya karşı hassas ürünlerde kuraklık ve sıcaklık stresi nedeniyle verim kayıpları yaşanabileceği belirtiliyor. Bu ürünlerde ortaya çıkabilecek arz daralmasının küresel fiyatlar üzerinde ilave baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor. Afrika’da ise Güney Afrika’da mısır üretiminin gerilemesi beklenirken, bazı Doğu Afrika ülkelerinin artan yağışlardan olumlu etkilenebileceği ifade ediliyor.

Gürlük, asıl riskin belirli ürünlerde yaşanacak üretim kayıplarından çok küresel arz dengesindeki bozulma olduğuna işaret ediyor. “Büyük felaketler dünyanın farklı coğrafyalarında büyük rekolte dalgalanmaları meydana getirir. Bazı bölgelerde rekolte artışı meydana gelirken bazı bölgelerde kayıplar yaşanabilir” diyen Gürlük, küresel üretimde meydana gelebilecek aşırı dalgalanmaların dünya gıda arzı üzerinde ciddi baskı oluşturabileceğini vurguluyor.

GIDA ENFLASYONUNDA YENİ DALGA RİSKİ

El Nino’nun üretim üzerindeki olası etkileri kadar, bu etkilerin küresel gıda fiyatlarına nasıl yansıyacağı da yakından izleniyor. Geçmiş deneyimler, iklim kaynaklı şokların yalnızca rekolteyi değil, piyasa beklentilerini ve fiyatlama davranışlarını da etkileyebildiğini gösteriyor. Küresel piyasalara ilişkin bazı senaryolar, güçlü bir El Nino döneminde temel tarım emtialarında yüzde 10 ila yüzde 50 arasında fiyat artışları yaşanabileceğine işaret ediyor. Pirinç, kahve, palm yağı ve şeker gibi ürünlerde ise fiyat hareketlerinin daha sert olabileceği değerlendiriliyor. Jeopolitik gerilimler, yükselen enerji maliyetleri ve tedarik zincirlerinde yaşanan kırılganlıklarla aynı döneme denk gelen iklim olayları da gıda enflasyonu üzerindeki baskıyı artırıyor.

Önceki El Nino dönemlerinden çıkarılması gereken en önemli derslerden birinin, piyasaların bu tür gelişmeleri önceden doğru fiyatlayamaması olduğunu belirten Gürlük’e göre bugün en büyük risk, olası bir El Nino’nun Körfez bölgesindeki çatışmalar nedeniyle zaten kırılgan hâle gelen gübre ve yakıt tedarik zincirleriyle aynı döneme denk gelmesi. Bu durumun üretim maliyetleri ve gıda fiyatları üzerindeki baskıyı daha da artırabileceği ifade ediliyor.

Küresel fiyat hareketlerinin yalnızca borsalarda işlem gören tarımsal ürünlerle sınırlı kalmadığına da dikkat çeken Gürlük, tarımsal emtia piyasalarında yaşanan yükselişlerin zamanla farklı ürün gruplarına yayıldığını belirtiyor. “Soya, buğday her yerde zamlandı, benim karpuzum, zeytinim, peynirim neden zamlanmasın?” anlayışının üretici ve aracılar arasında hızla karşılık bulabildiğini ifade eden Gürlük, bu durumun gıda enflasyonunun emtia piyasalarının dışına taşmasına neden olabileceğini söylüyor.

Bu nedenle iklim kaynaklı arz sorunlarının etkisi yalnızca tahıl, yağlı tohum veya emtia piyasalarıyla sınırlı kalmıyor. Küresel ölçekte oluşan fiyatlama davranışları, doğrudan uluslararası borsalarda işlem görmeyen ürünlerde dahi maliyet ve fiyat baskılarının hissedilmesine neden olabiliyor. Böyle dönemlerde gıda enflasyonu, tarım sektörünün karşı karşıya kaldığı en önemli risklerden biri olarak öne çıkıyor.

SAVAŞIN ETKİSİ TARLAYA KADAR UZANIYOR

Gıda fiyatları üzerindeki baskıyı artıran unsurlardan biri de savaşların enerji ve gübre piyasalarında yarattığı dalgalanma. İlk bakışta çatışmalar ile tarımsal üretim arasında doğrudan bir bağ bulunmadığı düşünülebilir. Ancak modern tarım, enerji ve gübre başta olmak üzere birçok girdiye bağımlı bir yapıya sahip. Bu nedenle jeopolitik gerilimler ve ticaret yollarında yaşanan aksaklıklar, tarladaki üretim kararlarını da etkileyebiliyor.

Devamı Z Raporu Temmuz 2026 Sayısında…

Dikkat çekenler...