Savaş tedarik zincirlerini zorluyor

ORTADOĞU’DA TIRMANAN GERİLİM, HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAN GEÇEN ENERJİ VE TİCARET AKIŞINI SEKTEYE UĞRATARAK KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRLERİNDE DOĞRUDAN HİSSEDİLEN BİR BASKI YARATIYOR. ENERJİ SEVKİYATINDAKİ AKSAMALAR, HIZLA YÜKSELEN NAVLUN VE SİGORTA MALİYETLERİ İLE UZAYAN TESLİM SÜRELERİ, ÜRETİM PLANLAMASINDAN NİHAİ ÜRÜN FİYATLARINA KADAR GENİŞ BİR ETKİ ALANI OLUŞTURURKEN; ŞİRKETLERİ ALTERNATİF ROTALAR VE YENİ TEDARİK ÇÖZÜMLERİ ARAMAYA ZORLUYOR.

FATMA NUR DİNÇ

28 Şubat sabahı ABD ve İsrail’in İran’a yönelik eşgüdümlü saldırılarıyla başlayan askeri gerilim, kısa sürede bölgesel bir kriz olmanın ötesine geçerek küresel ticaret ve lojistik ağlarını sarsan yeni bir tedarik zinciri şokuna dönüştü. Çatışmanın merkezindeki Hürmüz Boğazı’nda gemi geçişlerinin fiilen durma noktasına gelmesi, dünya ticaretinin en kritik enerji koridorlarından birinde zincirleme etkiler yarattı.

Tanker ve konteyner gemilerinin bölgede beklemeye alınması, bazı seferlerin askıya alınması ve alternatif rotalara yönelim, küresel taşımacılıkta belirsizliği derinleştiriyor. Günlük yaklaşık 17–20 milyon varil petrolün taşındığı bu dar geçitte yaşanan aksama ise yalnızca enerji piyasalarını değil, sanayi üretiminden lojistik maliyetlere kadar geniş bir alanı doğrudan etkiliyor.

Ortadoğu’daki gerilimle birlikte artan risk algısı; sigorta maliyetlerinden navlun fiyatlarına, taşıma sürelerinden tedarik zinciri planlamasına kadar uzanan çok katmanlı bir baskı oluşturuyor. Bu tablo, küresel ticaretin kritik geçiş noktalarına olan bağımlılığını bir kez daha ortaya koyarken, mevcut lojistik sistemin kırılganlığını da görünür hale getiriyor.

KÜRESEL TİCARETİN DAR GEÇİDİ ‘HÜRMÜZ BOĞAZI’

Ortadoğu’daki gerilimin küresel ticaret üzerinde bu kadar hızlı etkiler yaratmasının temelinde, Hürmüz Boğazı’nın stratejik konumu yer alıyor. Basra Körfezi’ni Umman Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan bu dar geçit, yalnızca enerji sevkiyatının değil, küresel ticaret akışlarının da kritik kesişim noktalarından biri olarak öne çıkıyor.

Basra Körfezi çevresindeki limanlar ve lojistik merkezler, Asya ile Avrupa ve Afrika arasındaki ticaretin önemli aktarma noktalarını oluşturuyor. Özellikle Dubai’deki Cebel Ali Limanı küresel konteyner taşımacılığında kilit bir bağlantı noktası olurken, bölge aynı zamanda hava taşımacılığında da önemli bir rol üstleniyor. Dubai ve Doha gibi merkezler, Avrupa ile Asya arasındaki hızlı kargo taşımacılığında kritik bir aktarma işlevi görüyor. Bu nedenle bölgede yaşanan aksaklıklar, hem deniz hem hava taşımacılığında kapasite daralmasına ve operasyonel gecikmelere yol açabiliyor.

Hürmüz Boğazı çevresinde artan güvenlik riskleri, deniz ve hava taşımacılığını eş zamanlı etkileyerek ticaret akışlarının yeniden planlanmasını zorunlu hale getiriyor. Küresel lojistik şirketleri alternatif güzergâhlara yönelirken, artan maliyetler ve operasyonel karmaşıklık uluslararası taşımacılıkta daha kırılgan ve belirsiz bir döneme işaret ediyor. Bu çok katmanlı lojistik baskı, kısa sürede taşımacılık maliyetlerine de doğrudan yansıdı.

LOJİSTİK MALİYETLERDE YENİ DALGA

Hürmüz Boğazı çevresinde artan güvenlik riskleri, yalnızca ticaret akışını yavaşlatmakla kalmadı; küresel taşımacılık maliyetlerinde hızlı bir yükselişi tetikledi. Gemi trafiğinin azalması ve bazı seferlerin askıya alınması, lojistik şirketlerini operasyonlarını yeniden planlamaya zorladı. Bu süreçte en sert etki sigorta tarafında görüldü. Savaş riski teminatlarının daralmasıyla birlikte primler hızla yükselirken, tek seferlik ek maliyetlerin yüz binlerce dolara ulaşabildiği belirtiliyor. Bu artışın zincir boyunca yük sahiplerine ve nihai maliyetlere yansıması bekleniyor.

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin de bu sürecin lojistik maliyetler üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, İran merkezli gerilimin Hürmüz Boğazı gibi küresel ticaret için kritik bir geçiş noktasında güvenlik risklerini artırmasının, lojistik ve tedarik zincirlerinde çok katmanlı bir maliyet baskısı yarattığını belirtti. Tanker ve konteyner gemilerinin beklemeye alınması, alternatif rotaların devreye girmesi ve savaş riski sigortası primlerindeki artışın navlun fiyatlarına doğrudan yansıdığını vurgulayan Engin, bölgedeki her gerilimin deniz taşımacılığında belirsizlik ve maliyet artışı anlamına geldiğini ifade etti.

Maliyet baskısını derinleştiren bir diğer unsur ise enerji fiyatları oldu. Petrol piyasalarındaki dalgalanma bunker yakıtı fiyatlarını yukarı çekerken, taşıyıcılar birçok hatta ek yakıt ve risk primi uygulamaya başladı. Aynı dönemde güvenlik gerekçesiyle alternatif rotalara yönelim hız kazandı. Özellikle Ümit Burnu üzerinden yapılan sevkiyatlar transit sürelerini iki haftaya kadar uzatırken, bu durum hem kapasite yönetimini zorlaştırdı hem de filo planlaması üzerinde ek baskı yarattı.

Devamı Z Raporu Nisan 2026 Sayısında…

Dikkat çekenler...