HAVACILIKTA JET YAKITI KRİZİ

HAVACILIK SEKTÖRÜ ORTA DOĞU’DAKİ SAVAŞTAN AĞIR YARA ALDI. VARİL BAŞINA 200 DOLARI AŞAN JET YAKITI NEDENİYLE ABD VE AVRUPALI BİRÇOK HAVA YOLU ŞİRKETİNDE SEFER İPTALLERİ GERÇEKLEŞİRKEN, HAVALİMANLARINDA OPERASYON AKSAKLIKLARI ZİRVE YAPTI. TÜRKİYE İSE BU SÜREÇTE JET YAKITI TEDARİKİNİ SORUNSUZ KARŞILAYARAK HAVACILIĞIN GÜVENLİ MERKEZİ OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA İSPATLIYOR. UÇAKLARINI SAVAŞTAN KORUMANIN YOLUNU ARAYAN KÖRFEZ’DEKİ HAVA YOLU ŞİRKETLERİNİN SIĞINDIĞI LİMAN DA YİNE İSTANBUL OLUYOR.

ERDİ YILMAZ

Küresel enerji koridorunun merkezinde bulunan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan askerî gerilim, dünya sivil havacılığını krizin eşiğine getirdi. Bir yandan ABD ve Avrupalı hava yolu şirketleri varil başına 200 doları aşan jet yakıtı maliyetiyle boğuşurken, diğer yandan yakıt tedariki sorunuyla mücadele ediliyor. Körfez ülkeleri ise savaş riskine karşı filolarını koruma telaşına düşmüş durumda. Bu stratejik denklemde Türkiye, hem kesintisiz yakıt tedariki hem de sunduğu güvenlik imkânlarıyla küresel havacılığın güvenli limanı olarak öne çıkıyor. İstanbul’u kullanan uçaklar yakıt sorunu yaşamadan seferlerini planlamayı sürdürüyor.

Sektör uzmanlarına göre, Avrupa’daki rafinerilerde üretim kapasitesi sınırlı kalırken, Orta Doğu kaynaklı tedarik kesintileri jet yakıtı fiyatlarını hızla yukarı çekti. Bu gelişme, hava yolu şirketlerinin operasyon maliyetlerini artırırken, bazı havalimanlarında yakıt planlamasının yeniden yapılmasına yol açtı. Yaşananlar ise uçuş rotalarında optimizasyonu, ek yakıt yükleme stratejilerini ve alternatif ikmal noktalarını gündeme getiriyor. Krizin etkileri en çok Batı ve Orta Avrupa’da hissedilirken, bölgenin önde gelen havalimanlarında yakıt kısıtlamaları, tedarik gecikmeleri ve sefer iptalleri rapor ediliyor.

AVRUPA JET YAKITINDA ORTA DOĞU’YA BAĞLI

Havacılık sektöründe yaşanan krizin temelinde Avrupa’nın jet yakıtındaki yüksek dışa bağımlılığı yatıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na (UEA) göre Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, jet yakıtı ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’ini net ithalat yoluyla karşılıyor ve bu ithalatın yarısından fazlası doğrudan Hürmüz Boğazı rotasına bağlı durumda. Bu nedenle boğazın kapanmasıyla birlikte Avrupa’nın toplam jet yakıtı arzı da sert bir şekilde kesintiye uğradı. Uluslararası Enerji Ajansı, Avrupa’nın mevcut stoklarının tükenmek üzere olduğu ve “tarihin en büyük enerji güvenliği tehdidi” ile karşı karşıya kalındığı uyarısını yapıyor.

Konu hakkında konuşan AB Komisyonu Sözcüsü Anna-Kaisa Itkonen ise daha çarpıcı bir yorumda bulundu. Itkonen, jet yakıtı arzında olası sıkıntılara karşı hazırlandıklarını ancak krizin ne kadar süreceğini öngöremediklerini söyledi. UEA’nın raporları ise yakıt stoku sorununun çözümü için haziran ayının en kritik tarih olduğunu belirtiyor.

KÖRFEZ’İN UÇAK FİLOLARI İSTANBUL’A EMANET

Krizin sadece yakıt boyutuyla değil, güvenlik boyutuyla da öne çıktığı bu süreçte İstanbul Havalimanı, Orta Doğu ülkeleri için stratejik bir sığınak kimliği kazandı. İran ve pek çok ülkenin güvenlik gerekçesiyle hava sahasını kapatmasının ardından çok sayıda uçak İstanbul Havalimanı’na yönlendirildi. Bölgedeki askerî hareketliliğin uçak filosuna zarar vermesinden endişe eden Körfez ülkeleri de milyarlarca dolar değerindeki uçaklarını koruma altına almak için İstanbul’u tercih etti.

İstanbul Havalimanı işletmecisi İGA da yönlendirilen uçaklara gerekli operasyonel desteğin sağlandığını açıkladı. Havacılık uzmanları ise İstanbul Havalimanı’nın sadece bir aktarma noktası olmaktan çıkıp küresel bir “güvenlik ve lojistik üssü” hâline geldiğine dikkat çekiyor. Uçuşlarını devam ettirmek isteyen Avrupalı havacılık şirketleri yakıt ikmali için rotalarına İstanbul’u eklerken, Körfez ülkeleri de savaş riskine karşı filolarını bu güvenli limana emanet ediyor.

UÇUŞ SİGORTASI PRİMLERİ YÜKSELİYOR

İstanbul Arel Üniversitesi Havacılık Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Cemile Erden, Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimlerin küresel havacılık sektörü üzerindeki yansımalarını değerlendirdi. “Orta Doğu’daki jeopolitik kırılmalar, küresel havacılığı doğrudan etkileyen bir domino etkisi yaratıyor” diyen Erden, bölgedeki çatışmaların hava yolu şirketlerini güvenlik gerekçesiyle hava sahalarını kapatmaya veya rotalarını değiştirmeye zorladığını ifade ediyor.

Bu durumun uçuş sürelerinin uzamasına, dolayısıyla daha fazla yakıt tüketimine ve operasyonel maliyetlerin keskin bir şekilde artmasına neden olduğunu da ekliyor. Erden’e göre, ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü – Birleşmiş Milletler’e bağlı havacılık standartlarını belirleyen kurum) kriterlerine uygun olarak alınan bu güvenlik önlemleri, aynı zamanda uçuş sigortası primlerinin de yükselmesini beraberinde getiriyor.

UÇAK BİLETİ FİYATLARINA ZAM

Maliyet artışlarının özellikle jet yakıtı fiyatlarındaki dalgalanmayla birleştiğinde şirketleri radikal kararlar almaya yönelttiğini dile getiren Erden, şöyle devam ediyor:

“Örneğin; ABD’li düşük maliyetli taşıyıcı Spirit Airlines’ın Mayıs 2026 itibarıyla operasyonlarını tamamen durdurma kararı alması, bu mali baskıların en somut ve sarsıcı örneğidir. Benzer şekilde Lufthansa, artan maliyetler ve düşük kârlılık nedeniyle İrlanda’da Cork, Polonya’da Bydgoszcz ve Rzeszow, Norveç’te Stavanger ile Romanya’da Sibiu destinasyonlarına yönelik uçuşları tamamen programdan çıkardı. Ayrıca Frankfurt ve Münih merkezleri arasındaki 15 hat da uçuş planından kaldırıldı. Lufthansa bu iptallerle kapasite optimizasyonuna gitmiştir.

Hava yolu şirketleri, yüksek maliyetleri dengelemek adına genellikle kapasite azaltma, daha az verimli eski uçakları emekliye ayırarak filo optimizasyonu yapma ve bilet fiyatlarını dinamik bir şekilde düzenleme yollarına başvuruyor. Ancak bu durum, sektör genelinde bir kapasite daralmasına ve arzın kısıtlanmasına yol açarak tüketiciler için bilet fiyatlarının yükselmesine zemin hazırlıyor.”

Devamı Z Raporu Haziran 2026 Sayısında…

Dikkat çekenler...