Enflasyonu kim durduracak?

PANDEMİNİN NEDEN OLDUĞU ARZ TALEP DENGESIZLİĞİNE SAVAŞIN DA EKLENMESİ ENFLASYONU TÜM DÜNYADA SON YILLARIN ZİRVESİNE TAŞIDI. ENFLASYONUN NE OLDUĞUNU UNUTMUŞ OLAN DÜNYANIN EN GELİŞMİŞ EKONOMİLERİ DAHİ BU SORUNU HATIRLADI. BÜYÜK ORANDA ARZ KAYNAKLI ENFLASYONLA KLASİK YÖNTEMLERLE MÜCADELE ETMEYEN MERKEZ BANKALARI İSE TARİHİ SINAV VERİYOR. TEMEL SORU; MERKEZ BANKALARI EKONOMİLERİ RESESYONA SÜRÜKLEMEDEN ENFLASYONU DÜŞÜRMEYİ BAŞARABİLECEK Mİ?

NİRAN YAŞAR

Küresel bir sorun haline gelen enflasyon, her ay son yılların rekorunu tazelemeye devam ediyor. Merak edilen soruysa enflasyonun neden büyük bir dünya sorunu haline geldiği. Pandeminin etkilerinden savaşın sarsıntılarına kadar oluşan beş temel itici güç, bu sorunun cevabını veriyor. İlk neden olarak, tedarik zincirindeki darboğazlar görülüyor. Çünkü salgının küresel tedarik zincirinde iki ayrı etkisi oldu. Sokağa çıkma yasağıyla hareket kısıtlamaları, çeşitli tedarik zincirinde ciddi aksamalara yol açtı. Bu durum da tedarik kıtlığına neden oldu.

Pandeminin sonraki aşamasında ise ekonomik toparlanmayla gelen güçlü talep artışı, bu darboğazın devam etmesini sağladı. Enflasyonun ikinci itici gücü olarak pandeminin değiştirdiği tüketim alışkanlıkları yer alıyor. Pandemide hizmetlere yapılan harcamalar düşerken, talep mallara doğru kaydı. Sonuç olarak, yakın vadedeki enflasyon artışının büyük dilimi dayanıklı mallardaki fiyat artışını yansıtıyor. Pandemi sürecinin uzamasıyla da talep kaymaları kalıcı bir hale geldi. Böylelikle dayanıklı mallara talebin istikrarlı artışı, ekonominin temeli olan ‘talep artarsa fiyat artar’ kuralını hayata geçirdi. Dayanıklı mallara geçiş küresel olarak gerçekleşirken, etki bazı ülkelerde daha büyük oldu (örneğin ABD’deki 2. el araba piyasası).

ENFLASYONDAKİ YÜKSELİŞİ SAVAŞ TETİKLEDİ

Küresel enflasyon artışının üçüncü kanalı ise hükümetler tarafından uygulanan genişletici politikalar oldu. Pandeminin daraltıcı etkilerini silmeye çalışan ülkeler, piyasaya toplu teşvik paketleri sundu. Gelişmiş ekonomilerde nispeten daha büyük desteklerle birlikte, küresel olarak salgınla mücadele için yaklaşık 16,9 trilyon dolarlık mali önlemler açıklandı. Yalnızca ABD’de 1,9 trilyon dolarlık bir teşvik paketi sunuldu. Ardından, büyük mali teşviklerin kolay parasal koşullarla birleşmesinin yüksek ve kalıcı enflasyona yol açacağı tartışmaları başladı. Çünkü hanehalkları teşviklerin yanında, pandemi sırasında daha önce biriktirdikleri tasarrufları tüketti. Bu da toplam talepte bir artışa ve beklenenden daha güçlü bir ekonomik toparlanmaya yol açtı. Sonunda yolumuza güçlü talebe karşılık gelen enflasyonist süreç çıktı. Enflasyonun dördüncü nedeniyse işgücü arzında yaşanan şok oldu. Pandemiden kaynaklanan işgücü piyasasındaki aksaklıklar, başladıktan 2 yıl sonra bile devam ediyor. İşgücü arzına katılım birçok ülkede pandemi öncesi seviyelerin altında kalmaya devam ediyor.

Gelişmiş ekonomilerde katılım pandemi öncesine göre yaklaşık yüzde 1,5 daha düşük olurken (yaklaşık 4 milyon daha az işçi), ABD’deki etki daha büyük oldu. Ülke bu büyük etkiyle büyük istifa dönemi olarak anılan bir sürece girdi. İşgücü arzının daralma nedenleri arasında, pandeminin bireyler üzerinde oluşturduğu psikolojik etkiler ve ailesine daha çok zaman ayırma isteği yer alıyor.

İşgücü piyasasındaki bu daralmada çalışan ücretlerinde, dolayısıyla arz maliyetlerinde artışa katkıda bulunuyor. Böylelikle enflasyonist sürecin bir girdisi de istihdam açığı oluyor. Fiyat artışlarının beşinci kanalı, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle enerji ve gıda fiyatlarında yaşanan kırılmalar oldu. 24 Şubat 2022’de işgal gıda ve enerji fiyatlarında da artışa yol açtı. Bu da kaçınılmaz olarak küresel enflasyon artışına katkı sundu. Hem Rusya hem de Ukrayna büyük emtia ihracatçıları olması nedeniyle, savaş ve yaptırımlardan kaynaklı aksaklıklar, özellikle petrol ve doğal gaz(enflasyonun alt kırılımları) için küresel fiyatlarda sıçrama oluşturdu. Gıda ticaretinde de baş aktörler arasında olan bu iki ülke, buğday fiyatlarında rekor seviyeyi görmemize sebep oldu.

Ankara Medipol Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Abuzer Pınar, şu an yaşanılan enflasyonun maliyet enflasyonu olduğunun altını çiziyor. Emtia fiyatlarındaki artışın maliyetleri artırdığını ve bunun da enflasyonu tetiklediğine dikkat çeken Pınar, pandemi sonrasında ertelenen talebin de harekete geçmesiyle bugünkü noktaya gelindiğini belirtiyor.

Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu da enflasyonun maliyet kaynaklı olduğu görüşünde. Tedarik sorunları, enerji fiyatlarındaki artış, ulaşım maliyetlerindeki yükselişin yanı sıra başta ABD ve Avrupa olmak üzere verilen desteklerin ciddi bir tasarruf ve gelir artışına yol açtığının altını çiziyor. Ancak Türkiye’de hem yapısal hem de gıda kaynaklı özel sorunların yaşandığına dikkat çekiyor.

ÜLKELERİN ENFLASYON ORANI ZİRVEYİ GÖRDÜ

ABD enflasyonu 2022’nin Mart ayında yüzde 8.5 ile 1981’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Enflasyonun alt kırılımlarından yakıtta (fuel oil) yıllık yüzde 70,1 benzinde ise yüzde 50’ye yakın artış gerçekleşti. Küresel fiyat artışı rekorlarına eşlik eden İngiltere’de enflasyon 30 yılın zirvesinde. Enflasyonun altı aydır beklenenin üstünde gerçekleştiği İngiltere’de, Nisan enflasyonu yüzde 9 oldu. Yükselişte Nisan ayında enerji tavan fiyatlarına yüzde 54 zam yapması etkili oldu. Yaptırımların faturasını enflasyonla ödeyen Rusya’da ise Nisan ayı enflasyonu yüzde 17,8 oldu. 20 yıldan sonra zirveyi tadan Rusya için, enflasyonun önümüzdeki aylarda artarak, yüzde 18 ila 23 arasında olacağı bekleniyor. Hollanda da tüketici fiyat artışlarına eşlik eden ülkeler arasında. Mart ayında yüzde 9,7 artış gerçekleşen ülkede, enflasyon son 46 yılın en yüksek seviyesinde. Son verilere göre rekora yakın enflasyon kaydeden Hollanda’da, Nisan ayı enflasyonu 9,6 oldu.

Devamı Z Raporu Dergisi Haziran 2022 sayısında…

Dikkat çekenler...