Emtialarda ezber bozuldu

İRAN-ABD SAVAŞIYLA KAPANAN HÜRMÜZ BOĞAZI, ENERJİ ARZINDAN DEĞERLİ METALLERE KADAR EMTİA PİYASALARINDA YENİ BİR FİYATLAMA DÖNEMİNİ BAŞLATTI. ENERJİ VE GÜBRE FİYATLARI ARZ SIKINTISI NEDENİYLE YÜKSELİRKEN, NAKDE DÖNME İHTİYACI VE KAR REALİZASYONU BAŞTA ALTIN OLMAK ÜZERE PEK ÇOK DEĞERLİ METALDE DÜŞÜŞ GETİRDİ. UZMANLAR, SANAYİ METALLERİNİN TEKNOLOJİ YATIRIMLARIYLA DESTEKLENMEYE DEVAM EDECEĞİNİ, TARIM EMTİALARINDA İSE GÖRECE DENGELİ BİR GÖRÜNÜMÜN SÜRECEĞİNİ DEĞERLENDİRİYOR. MERKEZ BANKALARININ REZERVLERİNİ ÇEŞİTLENDİRME AMACIYLA ALTIN ALIMLARINI SÜRDÜRMESİ, DEĞERLİ METALLERE UZUN VADEDE DESTEK SAĞLAYAN EN ÖNEMLİ UNSURLAR ARASINDA GÖSTERİLİYOR. KÜRESEL JEOPOLİTİK RİSKLER VE DEĞİŞEN YATIRIM EĞİLİMLERİ, EMTİA PİYASALARINDA YÜKSEK OYNAKLIĞIN ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE DE DEVAM EDECEĞİNE İŞARET EDİYOR.

GİZEM TÜMBAY KOÇAK

2025 yılı, emtia piyasalarında son yılların en güçlü yükselişine sahne oldu. Yapay zeka ve teknoloji yatırımlarının hızlanması sanayi metallerine olan talebi artırırken, jeopolitik riskler ve merkez bankalarının alımları altın ve gümüşü destekledi. Böylece değerli metaller, sanayi metalleri ve tarımsal emtialar, farklı dinamiklerin etkisiyle birbirinden ayrışan bir fiyatlama süreci yaşadı.

Değerli metaller cephesinde altın ve gümüş tarihi bir performans sergiledi. 2025 yılında ons altın 5 bin 600 dolar, ons gümüş ise 120 dolar seviyelerine ulaşarak son yarım yüzyılın en güçlü yükselişlerinden birini kaydetti. Ahlatcı Holding Strateji Direktörü Tonguç Erbaş’a göre, bu rallinin arkasında jeopolitik risklerin yanı sıra merkez bankalarının artan altın alımları, küresel faiz indirimlerine yönelik beklentiler ve yatırımcıların güvenli liman arayışı yer aldı.

Erbaş, son 25 yılda mortgage krizi ve pandemi sonrası genişleyen küresel para arzının, ABD dolarının reel alım gücünü zayıflatırken altının cazibesini de artırdığına değiniyor. Yüksek likidite ortamında riskli varlıklarda pozisyon taşıyan yatırımcıların portföylerini korumak amacıyla önce altına, ardından gümüşe yönelerek değerli metallerdeki yükselişi daha da güçlendirdiğini söylüyor.

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk, en belirgin etkinin petrokimya sektöründe hissedildiğini söylüyor. Özellikle gübre üretiminde kullanılan hammaddelerin tedarikinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle kimyasal gübre fiyatlarının dünya genelinde yükseldiğine dikkat çeken Yıldırımtürk, bunun tarımsal üretim maliyetlerini artırarak gıda enflasyonu üzerinde de baskı oluşturduğunu ifade ediyor.

BAKIR, SON BEŞ YILDIR İSTİKRARLI YÜKSELİŞİNİ KORUYOR

Sanayi metalleri tarafında ise daha farklı bir görünüm öne çıkıyor. Bakır, alüminyum ve çinko kademeli bir değer artışı sergilerken, bu yükselişler altın ve gümüşte görülen sert hareketlerin oldukça gerisinde kalıyor. Özellikle bakır, son beş yıldır istikrarlı yükseliş trendini korurken, platin ve paladyum, altına benzer şekilde hızlı yükselişlerin ardından sert değer kayıpları yaşıyor.

Tarım emtialarında ise daha dengeli bir seyir dikkat çekiyor. Buğday, pirinç, mısır, soya fasulyesi, pamuk ve kakao fiyatları son iki yılda dönemsel yükselişler gösterse de sonrasında gelen düzeltmelerle birlikte daha istikrarlı bir bantta işlem görüyor. Erbaş, genel tabloya bakıldığında savaş ortamının emtia piyasalarında yeni bir yükseliş trendi başlatmaktan ziyade, daha önce oluşan güçlü fiyat artışlarının realize edilmesi için bir fırsat sunduğunu söylüyor.

SAVAŞ SONRASI EMTİA PİYASASINDA KÂR REALİZASYONU ÖNE ÇIKTI

İran-ABD gerilimi altın fiyatlarını yeni zirvelere taşımak yerine, tarihi yükselişlerin ardından güçlü bir kâr realizasyonunu beraberinde getirdi. Özellikle kaldıraçlı ve kredili işlemlerde yaşanan çözülme, değerli metallerde sert satışları beraberinde getirdi. Bu süreçte ons altın 5 bin 600 dolar seviyesinden 4 bin dolara, ons gümüş ise 120 dolardan 60 dolar seviyesine kadar geriledi.

Erbaş’a göre, bu hareketi ‘süper sıkışma’ olarak tanımlamak da doğru olmayabilir. Ancak yaşanan sert düzeltmenin ardından piyasaların, önceki yıllardan farklı dinamiklerle daha dengeli ve yatay bir fiyatlama sürecine girdiğini de söylemek mümkün. Yıldırımtürk’e göre de bu süreç, klasik güvenli liman refleksinden farklı işledi ve savaşın finansman ihtiyacı piyasaların yönünü belirleyen temel unsur haline geldi.

EMTİALARA BAKIŞ AÇISI DEĞİŞİYOR MU?

Emtia varlıklarına geçen yıla göre bakış açısının değişmediğini söyleyen Erbaş, “Portföy dağılımına göre bir kısım altın ve bakır yüzde 15 gibi hala tutulabilir. Özellikle savaşın sona ermesi sonrasında merkez bankalarının tekrar faiz indirimi yapacağı beklentisi gündeme gelirse altın diğer emtia grubuna göre bir nebze avantajlı olabilir. Fakat bu yıl için altın ve gümüşte yeni zirveleri beklemek çok doğru bir strateji olmayacaktır” diyor.

Devamı Z Raporu Ağustos 2026 Sayısında…

Dikkat çekenler...