YAPAY ZEKÂ UYGULAMALARININ HIZLA YAYGINLAŞMASI FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI, TELİF KORUMASI VE CEZAİ SORUMLULUK GİBİ ALANLARDA YENİ HUKUKİ TARTIŞMALARI BERABERİNDE GETİRİYOR. ÖZELLİKLE YAPAY ZEKÂ TARAFINDAN ÜRETİLEN İÇERİKLERİN EĞİTİLMESİ, TAMAMEN ÖZGÜN OLUP OLMADIĞI KONUSU VE MEVCUT ESERLERLE BENZERLİK GÖSTEREBİLECEĞİ YÖNÜNDEKİ TARTIŞMALAR, MİLYARLARCA DOLARLIK TELİF HAKKI İHLAL DAVALARININ ORTAYA ÇIKMASINA YOL AÇIYOR.
KADRİYE N. TUNÇSİPER
Yapay zekânın hayatın her alanında kullanılmaya başlanması, teknoloji dünyasının en büyük ekonomik ve hukuki mücadelelerinden birini de beraberinde getiriyor. Çünkü bugün milyarlarca satır metin, milyonlarca fotoğraf, kitap, haber, müzik eseri ve sanat çalışması yapay zekâ modellerinin eğitildiği veri havuzlarının temelini oluşturuyor.
Yapay zekâ şirketleri telifli içeriklerden beslenirken ortaya çıkan ekonomik değerin ne kadarını eser sahipleriyle paylaşması gerektiği ise veri ile fikrî mülkiyet arasındaki sınırları giderek belirsiz hâle getiriyor. Bir yanda daha güçlü yapay zekâ sistemleri geliştirmek için devasa veri setlerine ihtiyaç duyan teknoloji şirketleri bulunurken, diğer yanda eserlerinden doğan ekonomik değeri korumaya çalışan yayıncılar, medya kuruluşları, sanatçılar, müzisyenler ve yazarlar yer alıyor.
DİJİTAL EKONOMİ VE ESER SAHİPLERİ KARŞI KARŞIYA
Telif hakkı sahipleri ve içerik üreticilerine göre yapay zekâ şirketleri, başkalarının emeğiyle ortaya çıkan fikrî sermayeden ekonomik değer üretirken, eser sahipleri çoğu zaman bu süreçten herhangi bir gelir elde edemiyor. Bu nedenle yapay zekâ eğitiminde kullanılan içeriklerin lisanslanması, hak sahiplerine ödeme yapılması ve telif korumasının dijital çağın ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi gerekiyor.
Teknoloji şirketleri ise farklı bir yaklaşım ortaya koyuyor. Yapay zekâ geliştiricilerine göre modeller, eserleri depolayıp yeniden dağıtmaktan ziyade verilerden öğreniyor ve yeni içerikler üretiyor. Bu nedenle eğitim sürecinin bir telif ihlali olarak değerlendirilmesinin yenilikçiliği yavaşlatabileceği, yeni girişimlerin önünü kesebileceği ve sektörün gelişimini olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor.
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şerafettin Ekici, yapay zekâ ve hak sahipleri arasındaki temel çatışmanın, geleneksel telif hukukunun özünü oluşturan “emeğin karşılığını alma ve yatırımı koruma” ilkesi ile yapay zekâ sektörünün inovasyon için açık, sınırsız ve maliyetsiz veriye erişim ihtiyacının karşı karşıya gelmesi nedeniyle ortaya çıktığını belirtiyor.
“Çatışma öncelikle değer kayması olarak adlandırılan sorunu ortaya çıkarmaktadır. Yapay zekâ şirketleri, milyarlarca dolarlık ticari değer üreten modellerini, hak sahiplerinin yıllarca emek ve sermaye harcayarak ürettiği eserler üzerinden eğitmekte ve beslemektedir. Ancak bu devasa ekonomik değerden, girdiyi sağlayan yazarlar, sanatçılar, yazılımcılar gibi asıl üreticilere herhangi bir pay veya telif ücreti dönmemektedir” şeklinde konuşan Ekici, telif hakkı sahiplerinin emeğinin karşılığını alamazken, yapay zekâ şirketlerinin herhangi bir telif ücreti ödemeksizin çok büyük ekonomik kazançlar sağlayabildiğini ifade ediyor.
Üretken yapay zekânın sanatçıların veya yazarların üslubunu taklit ederek saniyeler içinde yeni içerik üretebilmesinin, eser sahiplerinin pazar payını tehdit ederek haksız rekabet doğurduğunu vurgulayan Ekici, geleneksel olarak bir eserin ticari kullanımının yasal izne ve lisansa tabi olduğunu; yapay zekâ modellerinin ise izinsiz kazıma yöntemiyle eser sahiplerinin yerleşik gelir modellerini derinden sarstığını sözlerine ekliyor.
Yapay zekâ tarafından üretilen içeriğin eser niteliğinin tartışmalı olduğunu ifade eden Siber Güvenlik ve Bilişim Hukuku Derneği Başkanı Doç. Dr. Ahmet Ali Süzen de telif hukukunun özgün insan katkısını esas aldığını, yapay zekânın hukuken kişi olmadığı için eser sahibi olarak kabul edilmeyeceğini ifade ederek, kullanıcının yönlendirme, seçme, düzenleme ve geliştirme yoluyla ortaya koyduğu özgün katkı belirli seviyeye ulaştığında telif korumasının gündeme gelebileceğini söylüyor.
YAPAY ZEKÂ ESER ÇALIYOR MU? MAHKEMELER NE DİYOR?
Şu ana kadarki en büyük yapay zekâ telif hakkı davaları, verilen cezalar ve uzlaşmalar, yapay zekâ ile kültür-sanat alanlarındaki mücadelenin boyutunu gözler önüne seriyor. Özellikle son birkaç yılda açılan davalar, milyarlarca dolarlık tazminat talepleriyle dikkat çekiyor.
Kamuoyuna yansıyan en büyük uzlaşmalardan biri, ABD’li bazı yazarların açtığı Bartz ve Anthropic davasında gerçekleşti. Yapay zekâ platformu Anthropic’in korsan kaynaklardan elde edilen milyonlarca kitabı yapay zekâ eğitiminde kullandığı iddiaları üzerine açılan davada şirket, geçtiğimiz yıl yaklaşık 1,5 milyar dolarlık uzlaşmaya giderek ABD tarihinin en büyük telif hakkı uzlaşmalarından birine imza attı.
Bir diğer dikkat çekici dava ise fotoğraf devi Getty Images ve Stability AI arasında yaşandı. Getty, şirketin milyonlarca telifli görseli izinsiz kullanarak Stable Diffusion modelini eğittiğini öne sürerken, dava dosyalarında talep edilen tazminatın 1,7 milyar dolara kadar çıkabileceği belirtiliyor. Ancak davanın farklı ülkelerde görülen bölümlerinde henüz tüm tarafları bağlayacak nihai bir telif kararı verilmedi.
Devamı Z Raporu Temmuz 2026 Sayısında…
