HARCAMALARINI MİLLİ GELİRİN YÜZDE 5’İNE ÇIKARMA HEDEFİ VE 2026’DA 1,8 TRİLYON DOLARI AŞMASI BEKLENEN SAVUNMA BÜTÇESİ, İTTİFAK İÇİNDE ÜRETİM KAPASİTESİNİ HER ZAMANKİNDEN DAHA KRİTİK HALE GETİRDİ. SON YİRMİ YILDA SAVUNMA SANAYİSİNDE YAKALADIĞI ÜRETİM İVMESİ, ARTAN İHRACATI VE NATO ÜLKELERİYLE GELİŞTİRDİĞİ ORTAKLIKLARLA TÜRKİYE, BUGÜN İTTİFAKIN EN GÜÇLÜ SAVUNMA TEDARİKÇİLERİNDEN BİRİ OLARAK ÖNE ÇIKIYOR. AVRUPA’NIN YENİDEN SİLAHLANMA SÜRECİNDE ARTAN TALEBE HIZLI ÜRETİM KAPASİTESİYLE CEVAP VEREN TÜRKİYE, YALNIZCA ÜRÜN İHRAÇ EDEN DEĞİL, NATO’NUN SAVUNMA SANAYİ EKOSİSTEMİNE YÖN VEREN STRATEJİK ORTAKLARINDAN BİRİ HALİNE GELİYOR.
FATMA NUR DİNÇ
NATO, 1949 yılında 12 ülkenin girişimiyle kurulan ve zaman içinde yeni üyelerin katılımıyla genişleyerek bugün 32 üyeli dünyanın en büyük kolektif savunma ittifakı haline geldi. Üye ülkelerin güvenliğini ortak savunma anlayışıyla korumayı amaçlayan ittifak, değişen jeopolitik dengeler doğrultusunda son yıllarda yalnızca askeri kapasitesini değil, savunma sanayisini de güçlendirmeye odaklanıyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında artan güvenlik riskleri, NATO’nun caydırıcılık kabiliyetini artıracak yeni yatırım ve üretim hedeflerini gündeme taşıdı. 2026 Ankara Zirvesi ise Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı ikinci NATO Zirvesi oldu. Daha önce 2004 yılında İstanbul’da düzenlenen zirve, NATO’nun yedi yeni üyeyle gerçekleştirdiği tarihindeki en büyük genişleme dalgasının hemen ardından yapılmıştı.
Bu kapsamda NATO üyeleri, 2025 Lahey Zirvesi’nde 2035 yılına kadar gayri safi yurt içi hasılalarının yüzde 5’ini savunma ve güvenlik alanına ayırma taahhüdünde bulundu. Bunun en az yüzde 3,5’lik bölümü doğrudan askeri yeteneklerin geliştirilmesine, yüzde 1,5’e kadar olan kısmı ise kritik altyapı, siber güvenlik, savunma sanayi, inovasyon ve dayanıklılık yatırımlarına yönlendirilecek. İttifak ayrıca ortak tedariki hızlandırmayı, savunma üretim kapasitesini artırmayı, NATO standartlarını yaygınlaştırmayı ve kritik tedarik zincirlerini güçlendirmeyi stratejik öncelikler arasına aldı.
Bu hedefler, savunma bütçelerinde de tarihi bir büyümeyi beraberinde getiriyor. NATO’nun tahminlerine göre üye ülkelerin toplam savunma harcamalarının 2026 yılında yaklaşık yüzde 11 artarak 1,8 trilyon doların üzerine çıkması bekleniyor. Türkiye’nin savunma harcamalarının ise yaklaşık 48 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceği ve savunma harcamalarının GSYH’ye oranının yüzde 2,85 olacağı öngörülüyor. Savunma har camalarındaki bu artış, yalnızca daha fazla bütçe ayrılması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda artan ta lebi karşılayabilecek üretim kapasitesine sahip ülkelerin önemini de artırıyor. Bu yeni dönemde üretim kabiliyeti yüksek ülkeler, NATO’nun savunma mimarisinde daha stratejik bir konuma yükseliyor.
NATO’NUN ARADIĞI KAPASİTE TÜRKİYE’DE
İşte Türkiye’nin son yıllarda öne çıkmasının temel nedeni de bu dönüşüm oldu. NATO’nun artan savunma harcamaları ve yeniden silahlanma süreci, yalnızca daha fazla bütçe ayrılmasını değil, bu bütçeyi kısa sürede ürüne dönüştürebilecek güçlü bir üretim altyapısını da zorunlu hale getirdi. Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte Avrupa’nın mevcut üretim kapasitesi artan siparişleri karşılamakta zorlanırken, mühimmat, insansız sistemler, zırhlı araçlar ve hava savunma teknolojilerinde hızlı üretim yapabilen alternatif tedarikçiler öne çıkmaya başladı. 355 bin aktif ve 378 bin yedek personeliyle ABD’nin ardından NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye, son yirmi yılda savunma sanayisine yaptığı yatırımlar sayesinde yalnızca askeri kapasitesiyle değil, ittifakın ihtiyaç duyduğu üretim altyapısını sunabilen stratejik bir sanayi ortağı konumuna yükseldi.
Bugün 3 bin 500’ü aşkın firmanın faaliyet gösterdiği sektörde bin 400’den fazla proje yürütülürken, yaklaşık 100 bin kişiye doğrudan istihdam sağlanıyor. 20 milyar doların üzerinde ciroya ulaşan savunma ve havacılık ekosistemi, Türkiye’nin yüksek teknoloji üretim kapasitesini destekleyen en önemli sanayi alanlarından biri olarak öne çıkıyor.
Bu dönüşüm ihracat rakamlarına da yansıyor. Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı, 1 Haziran 2025-31 Mayıs 2026 döneminde bir önceki 12 aylık döneme göre yüzde 47,1 artarak 7 milyar 399 milyon dolardan 10 milyar 886 milyon dolara yükseldi. Bu ihracatın 6,2 milyar doları NATO müttefiklerine gerçekleştirildi. Böylece sektör ihracatının yüzde 57,3’ü NATO ülkelerine yapılırken, Türk savunma ürünleri aynı dönemde 178 ülkeye ulaştı. İlk üç ihracat pazarı ise yine NATO müttefikleri oldu.
Savunma sanayisinin ulaştığı yüksek katma değer, ihracat verilerinde de açık şekilde görülüyor. Türkiye’nin kilogram başına ortalama ihracat değeri 1,62 dolar seviyesinde bulunurken, savunma ve havacılık sanayisinde bu rakam 65,16 dolara ulaşıyor. Başka bir ifadeyle sektör, Türkiye ortalamasının yaklaşık 40 katı katma değer üreterek yalnızca ihracat hacmiyle değil, ihracatın niteliğiyle de öne çıkıyor.
Devamı Z Raporu Ağustos 2026 Sayısında…
