ENERJİYİ TÜKETEN ZEKA

BÜYÜK DİL MODELLERİ VE VERİ MERKEZLERİ YAPAY ZEKÂ DEVRİMİNİN TEMELİNİ OLUŞTURURKEN, ARTAN ENERJİ VE SU TÜKETİMİ YENİ TARTIŞMALARI DA BERABERİNDE GETİRİYOR. VERİ MERKEZLERİNİN ELEKTRİK TALEBİNİN 2030 YILINA KADAR 945 TERAVATSAAT (TWH) SEVİYESİNE ULAŞMASI BEKLENİRKEN, SEKTÖR BİR YANDAN ÇEVRESEL MALİYETLERLE MÜCADELE EDİYOR, DİĞER YANDAN YENİLENEBİLİR ENERJİ, DEPOLAMA TEKNOLOJİLERİ VE NÜKLEER ÇÖZÜMLERLE GELECEĞİN ALTYAPISINI KURMAYA HAZIRLANIYOR.

FATMA NUR DİNÇ

Yapay zeka son yıllarda yalnızca teknoloji dünyasının değil, ekonomiden eğitime, sağlıktan enerji sektörüne kadar pek çok alanın dönüşümünde belirleyici bir unsur hâline geldi. Büyük dil modelleri, üretken yapay zekâ uygulamaları ve giderek yaygınlaşan veri merkezleri, verimlilik ve üretkenlik açısından önemli fırsatlar sunarken, bu dönüşümün görünmeyen bir maliyeti de bulunuyor. Her gün milyarlarca sorgunun işlendiği, görüntülerin üretildiği ve verilerin analiz edildiği yapay zekâ ekosistemi, arkasında ciddi bir enerji ve su tüketimi bırakıyor.

Küresel ölçekte yapay zekâ yatırımları hızla artarken, bu büyümenin taşıyıcısı konumundaki veri merkezlerinin elektrik talebi de benzer şekilde yükseliyor. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan son rapora göre veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2030 yılına kadar 945 teravatsaat (TWh) seviyesine ulaşması bekleniyor. Yapay zekâ uygulamalarının veri merkezlerindeki toplam enerji kullanımındaki payının ise yüzde 20 seviyelerinden yüzde 40’a yükselmesi öngörülüyor. Bu tablo, teknolojinin ekonomik etkilerinin yanı sıra çevresel etkilerinin de artık göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaştığını gösteriyor.

Artan enerji ihtiyacı kadar veri merkezlerinin soğutulmasında kullanılan su miktarı ve hızla büyüyen elektronik atık sorunu da dikkat çekiyor. Bu durum, yapay zekâya yönelik tartışmaları yalnızca teknoloji ve ekonomi ekseninden çıkararak sürdürülebilirlik, kaynak verimliliği ve enerji güvenliği başlıkları altında da değerlendirilmesini gerekli kılıyor. Yapay zekânın geleceğine ilişkin tartışmalar da giderek daha fazla bu kaynak ihtiyacının nasıl yönetileceği ve büyüyen dijital altyapının çevresel etkilerinin nasıl azaltılacağı sorularına odaklanıyor.

YAPAY ZEKÂNIN GÖRÜNMEYEN ENERJİ FATURASI

Yapay zekâ sistemlerinin arkasında yüksek işlem gücü gerektiren geniş ölçekli bir dijital altyapı bulunuyor. Milyarlarca parametreyle çalışan modellerin eğitimi ve kullanımı için binlerce işlemci aynı anda devreye girerken, ortaya çıkan hesaplama yükü doğrudan elektrik tüketimine yansıyor. BM tarafından yayımlanan raporda, OpenAI’ın GPT-5 modelinin eğitimi sırasında yaklaşık 100 GWh elektrik tüketildiğinin tahmin edildiği belirtildi. Yapay zekâ teknolojilerinin daha karmaşık hâle gelmesiyle birlikte enerji ihtiyacının da artmaya devam etmesi bekleniyor.

Ancak enerji talebi yalnızca modellerin eğitimiyle sınırlı değil. Her gün milyarlarca kullanıcının gerçekleştirdiği sorgular, kullanım aşamasında da önemli bir kaynak tüketimi yaratıyor. BM raporuna göre ChatGPT’nin günde yaklaşık 2,5 milyar istem işlediği ve yıllık elektrik tüketiminin yaklaşık 383 GWh seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor. Raporda, yapay zekâ kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte bu tüketimin daha da artacağı ve 2030 yılına kadar yapay zekâ kaynaklı elektrik talebinin 945 TWh seviyesine ulaşarak küresel elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 3’ünü oluşturabileceği öngörülüyor.

Devamı Z Raporu Temmuz 2026 Sayısında…

Dikkat çekenler...