BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ’NİN (BAE) OPEC’TEN AYRILMA KARARI, KÜRESEL ENERJİ JEOPOLİTİĞİNDE YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLANGICINA İŞARET EDİYOR. YÜKSELEN ÜRETİM KAPASİTESİNE RAĞMEN OPEC KOTALARIYLA KARŞI KARŞIYA KALAN ABU DABİ YÖNETİMİNİN HAMLESİ, YALNIZCA PETROL ARZI TARTIŞMALARINI DEĞİL, ÖRGÜTÜN KÜRESEL ENERJİ PİYASALARINDAKİ ETKİSİNİN GİDEREK ZAYIFLADIĞI YÖNÜNDEKİ TARTIŞMALARI DA YENİDEN GÜNDEME TAŞIDI. ABD KAYA PETROLÜ ÜRETİMİ, OPEC DIŞI YENİ ÜRETİCİLERİN YÜKSELİŞİ VE DEĞİŞEN ENERJİ DENGELERİYLE BİRLİKTE, BİR DÖNEM DÜNYA PETROL PİYASALARININ BELİRLEYİCİLERİNDEN OLAN OPEC’İN KÜRESEL FİYATLAR ÜZERİNDEKİ HÂKİMİYETİ ARTIK DAHA SINIRLI OLACAK.
KADRİYE N. TUNÇSİPER
Uluslararası Enerji Ajansı tarafından tarihin en büyük enerji krizi olarak nitelendirilen bir enerji şokuna yol açan İran-İsrail-ABD savaşı ortamında BAE, uzun süredir tartışıldığı üzere OPEC ve OPEC+’tan ayrıldığını açıkladı.
BAE’nin OPEC’ten ayrılma kararı, son yıllarda üretim kapasitesini artırmasına rağmen uygulanan üretim kotaları nedeniyle bu kapasiteyi tam olarak kullanamamasıyla ilişkilendiriliyor. BAE, 2022’den bu yana milyarlarca dolarlık yatırımla günlük petrol üretim kapasitesini artırırken, OPEC üretim hedefleri nedeniyle fiili üretimini daha düşük seviyelerde tutmak zorunda kalıyordu. Abu Dabi yönetimi, özellikle İran, Venezuela ve Libya gibi bazı üyelerin yaptırımlar ve siyasi nedenlerle kota uygulamalarından muaf tutulmasına karşılık, yüksek yatırım yapan ülkelerin üretim sınırlarıyla karşı karşıya kalmasını uzun süredir eleştiriyordu. BAE, ayrıca OAPEC (Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Örgütü)’ten çekildiğini de duyurdu.
BAE KARARININ ARKASINDA NE VAR?
BAE, 2025 verilerine göre örgüt içerisinde Suudi Arabistan ve Irak’tan sonra en büyük ihracatçı konumundayken, üretimde ise günlük 3,1 milyon varil ile dördüncü sırada bulunuyordu.
Akdeniz Enerji ve İklim Örgütü Petrol ve Gaz Direktörü Dr. Sohbet Karbuz, BAE’nin 2022 yılından bu yana milyarlarca dolar yatırım yaparak üretim kapasitesini 4,3 milyon varil/gün’den 4,85 milyon varil/gün seviyesine çıkardığını ve 2027’de 5 milyon varile çıkarmak için çalışmalar yürüttüğünü, ancak OPEC kotaları nedeniyle bu kapasitenin büyük kısmını kullanamadığını belirtiyor.
Suudi Arabistan ile birlikte OPEC’in atıl kapasitesinin aslan payını elinde tuttuğunu, bazı üyelerin kotadan muaf olmasının ise BAE tarafından adaletsizlik olarak değerlendirildiğini ifade eden Karbuz, OPEC’ten ayrılma kararının en az petrol kadar önemli olan Körfez’deki güç dengelerinin ve jeopolitik eksen kaymasının bir sonucu olduğunu belirtiyor.
Petrol piyasası açısından bu ayrılışın kısa vadede etkisinin, Hürmüz Boğazı trafiği normale dönmediği sürece sınırlı kalacağını söyleyen Karbuz, geçişlerin normale dönmesinin ardından BAE’nin yedek üretim kapasitesini hızla devreye almasının beklenebileceğini vurguluyor. Bu durumun, özellikle Asya’ya yönelen Orta Doğu petrolü için temel referans kabul edilen Dubai petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabileceğini ifade eden Karbuz’a göre, Brent ile Dubai petrolü arasındaki fiyat farklarında da belirgin hareketlilik görülebilir.
BAE’nin kararı OPEC tarihinde bir ilk değil. Daha önce farklı nedenlerle Katar, Angola, Endonezya ve Gabon üyelikten ayrılmıştı. Ancak BAE’nin ayrılması, yıllar içinde güç kaybeden OPEC için daha keskin bir ayrılık anlamına geliyor.
OPEC ARTIK PATRON DEĞİL
OPEC çok uzun yıllar üye ülkelerin ne miktarda petrol satacağını belirleyerek küresel fiyatlar üzerinde belirleyici oldu. Ancak örgütün küresel petrol piyasaları üzerindeki etkisi, 1970’li yıllara kıyasla belirgin biçimde azalmış durumda. Bunun temel nedeni, örgütün uluslararası petrol arzı içerisindeki payının geçmişe göre daha düşük seviyelere gerilemesi. Aynı zamanda petrolün dünya ekonomisi içindeki stratejik ağırlığı da önceki dönemlere kıyasla daha sınırlı bir konuma gelmiş bulunuyor.
OPEC verilerine göre örgüt, 2025 itibarıyla küresel ham petrol üretiminin yüzde 36,7’sini gerçekleştiriyor. Bu oran, 1973 yılında yüzde 52,5 seviyesindeydi. Başka bir ifadeyle, bir dönem dünya petrol üretiminin yarısından fazlasını kontrol eden OPEC’in küresel payı zaman içinde önemli ölçüde azaldı.
Özellikle 1980’lerden itibaren Kuzey Denizi sahaları, Rusya üretimi ve daha sonra ABD kaya petrolü devrimi, OPEC’in küresel petrol piyasasındaki hâkimiyetini aşağıya çekti. Buna rağmen örgüt, uzun yıllar boyunca düşük maliyetli rezervleri ve elindeki yüksek yedek kapasite sayesinde fiyatlar üzerinde belirleyici olmaya devam etti. Bu nedenle BAE gibi yüksek üretim kapasitesine sahip bir ülkenin OPEC’ten ayrılması yalnızca sembolik bir gelişme olarak görülmüyor. Çünkü örgütün küresel üretimdeki payı küçüldükçe, piyasaları yönlendirme kabiliyeti de zayıflıyor.
PAX ENERGICA ÇAĞINDAYIZ
İçinde bulunduğumuz dönemi “Pax Energica” olarak adlandıran enerji uzmanı Dr. Cenk Pala’ya göre de BAE’nin OPEC’ten ayrılmasının arkasında ABD’nin OPEC’in küresel etkisini azaltma isteği bulunuyor.
ABD’nin uzun yıllardır Irak, Kuveyt ve Venezuela gibi ülkeler üzerinde dolaylı etki kurarak OPEC’i zayıflatmaya çalıştığını ifade eden Pala, Suudi Arabistan’ın üretim kapasitesini kullanarak örgütün petrol fiyatlarını kontrol etmesini sağladığını, ancak ABD’nin hem OPEC’in üretim kotalarıyla fiyatları yönlendirmesinden hem de Suudi Arabistan’ın Rusya ile yakınlaşmasından rahatsızlık duyduğunu belirtiyor. Pala’ya göre Washington, 1974 petrol krizinden bu yana OPEC’in etkisini kırmaya çalışıyor ve bu amaçla Uluslararası Enerji Ajansı gibi alternatif yapıları destekliyor.
ABD’nin Irak’ı işgaliyle birlikte Körfez’e komşu hâle geldiğini, bunun enerji denkleminde önemli değişikliklere yol açtığını ve iklim değişikliği tartışmalarından bağımsız olarak fosil yakıtlar üzerinde mümkün olduğunca etkili olmak istediğini söyleyen Pala, bu nedenle OPEC gibi üretimle oynayarak fiyatları etkileyen yapıları tercih etmediğini ifade ediyor.
“ABD, OPEC bitsin dediğinde Suudi Arabistan’ın buna itiraz edecek gücünün olacağını düşünmüyorum. Venezuela, Irak ve Kuveyt’i de çektiğinizde OPEC anlamını yitiriyor. Sadece İran ve Suudi Arabistan’ın olduğu bir örgütün Batı ile iş birliği kurması da mümkün değil. OPEC zaten kurulduğu günden bu yana pek işe yaramayan bir örgüttür. 1960’ta kurulan örgütü 1974 krizine kadar kimse bilmiyordu” şeklinde konuşan Pala, ABD’nin 1974 petrol krizinden faydalandığını da iddia ediyor.
Devamı Z Raporu Haziran 2026 Sayısında…
