Dünyanın lojistik merkezi: Türkiye

JEOPOLİTİK KONUMU VE GÜÇLÜ LOJİSTİK ALTYAPISI TÜRKİYE’Yİ, KÜRESEL TİCARETİN YENİ ROTASININ EN ÖNEMLİ AKTÖRÜ HALİNE GETİRİRKEN PANDEMİ YORGUNU DÜNYANIN KARŞI KARŞIYA KALDIĞI RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI İSE TÜRKİYE’Yİ EN KRİTİK LOJİSTİK MERKEZİ HALİNE TAŞIDI. TAŞIMACILIK SEKTÖRÜNDE KARŞI KARŞIYA KALINAN KÜRESEL SORUNLARA EN HIZLI YANIT VEREN TÜRKİYE, GÜVENLİ TEDARİK MERKEZİ OLMANIN YANINDA GÜVENLİ LOJİSTİK MERKEZİ OLDUĞUNU DA KANITLADI. ANCAK SEKTÖR, ARTAN YOĞUNLUĞUN EKONOMİK DEĞERİNİN DAHA YÜKSEK OLABİLMESİ İÇİN KAPASİTE ARTIŞININ ŞART OLDUĞUNA VURGU YAPIYOR.

GİZEM TÜMBAY KOÇAK

Pandemiye rağmen üretimini aksatmadan devam ettiren Türkiye, dünyanın güvenli tedarik merkezi haline geldi. Pandemi yorgunu dünyanın karşı karşıya kaldığı Rusya-Ukrayna savaşı ve sonrasında Rusya’ya uygulanan yaptırımlar taşımacılık sektöründe devam eden sorunları daha da derinleştirdi. Üretimini aralıksız sürdürerek tüm dünyaya güvenli tedarik merkezi olduğunu kanıtlayan Türkiye, küresel ticaretin değişime uğrayan rotasının en önemli aktörü haline geldi.

Türkiye’nin lojistikte küresel bir merkez haline geldiğinin en önemli göstergesi ise Türk limanlarında yaşanan yoğunluk. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın verilerine göre, Ocak-Temmuz döneminde limanlarda elleçlenen yük miktarı 319 milyon 687 bin tona çıktı, elleçlenen konteyner miktarı ise 7 milyon 365 bin TEU’ya yükseldi. Bu veriler limanların tam kapasite çalıştığını ortaya koyuyor. Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ayşem Ulusoy, son dönemde Türkiye’nin transit bir üs olarak önemli bir merkez haline geldiğini vurguluyor. Ulusoy, İpek Yolu’nun üstünde olan Türkiye’de geçişlerin kolaylaştırılması, özellikle belli birçok ülkeden gelen malın konsolide olarak nihai varış noktasına ulaşması için Gümrük Yönetmeliği’nde düzenlemelerin yapılması konusunda Ticaret Bakanlığı ile önemli temasları olduğuna da değiniyor.

Deniz yolu taşımacılığı dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 86’sını oluşturuyor. Üretim için gerekli hammaddeler de bu yolla taşınıyor. Pandemi nedeniyle tedarikte yaşanan aksamalar ve Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün 2020’de aldığı düşük sülfürlü yakıt uygulaması navlun fiyatlarının rekor kırmasına neden olmuştu. Son dönemde her ne kadar navlun fiyatları gerilemiş olsa da sektörde bazı sorunlar devam ediyor. Türkiye’de ise limanlarda yaşanan yoğunluk nedeniyle fiyatların 2-3 katına çıktığına değinen Ayşem Ulusoy, gerekli altyapı ve kapasite sorunları aşılmadan yaşanan olumlu gelişmelerin kimi yan tesirlerinin ortaya çıktığını belirtiyor. Ulusoy, devletin yurt dışında depo kuran lojistik firmalara yüzde 70’e kadar destek sağladığını, ve sağlanan destekle firmalara, Çin’den ABD’ye bir dağıtım ağı oluşturma imkânı sağladığına vurgu yapıyor.

KONTEYNER KRİZİNİN ÇÖZÜLMESİYLE NAVLUN FİYATLARI GERİLİYOR

MÜSİAD Lojistik Sektör Kurulu Başkanı Mehmet Metin Korkmaz pandemi döneminde yaşanan küresel konteyner krizinin, yeni konteynerlerin imal edilmesi ve mevcut konteyner hareketlerinin daha stabil hale gelmesi nedeniyle azaldığını belirtiyor. Korkmaz, ekliyor: “Bunun bir göstergesi de denizyolu konteyner navlunlarının son dönemde sürekli aşağı yönlü hareket etmesidir ki, navlun maliyetinin son dönemde mühim bir bileşeni konteyner kirasıdır.”

Bu yılın başında 13-14 bin dolar seviyelerinde olan Uzakdoğu-Avrupa navlunları son günlerde 9 bin dolar altına kadar inerek 8 bin 750 dolar seviyelerini gördüğünü söyleyen Ulusoy, bu trend devam ederse 2023 sonuna kadar 40’lık konteyner fiyatlarında 4000 bin dolar beklentisinin gerçekleşebileceğini ekliyor. Bu düşüş trendinin Türkiye ihracatçısına büyük kolaylık getirmese de olumlu etkilerinin olacağına değinen Ulusoy, “İhracatçının şu anki navlun fiyatlarının ötesinde hedef pazarlarda liman sıkışıklıkları, şoför bulunamaması, gümrüklerde yoğunluk gibi pandemiden kalan ve hala devam eden bazı yapısal sorunlardan daha fazla etkilendiğini gözlemliyoruz” diyor.

İPEK YOLU EKONOMİK KUŞAĞI KAVRAMI YENİDEN CANLANIYOR

Pandemi ve jeopolitik gerilimler tarihi “İpek Yolu”nun yeniden canlandırılmasına yönelik çabaları daha da önemli hale getiriyor. Hilal Trans Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras’a göre projeyi adım adım devreye sokan Çin, Rusya üzerinden Kuzey Koridoru’nu, İran üzerinden Güney Koridoru’nu, Orta Koridorla Avrupa ve Türkiye’yi Orta Asya ülkelerini, Türk Cumhuriyetlerini, Afganistan ve Pakistan üzerinden Çin’e bağlamayı hedefliyor. Çin, Modern İpek Yolu Projesi kapsamında Orta Koridor için 8 trilyon dolarlık bir bütçe öngörüyor ve bu bütçenin 40 milyar dolarını ulaşım ağlarına harcamayı planlıyor. Orta Koridor ile bir bileşeni olan Avrupa Kafkasya Asya Ulaştırma Koridoru’nun Bakü-Tiflis-Kars projesi kapsamında Kars ile Edirne yüksek hızlı tren projesiyle birbirine bağlandığını söyleyen Aras, “Londra ve Pekin’i kesintisiz bağlayacak olan projenin önemli bir kısmını oluşturacak TRACECA projesi de Marmaray ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile entegrasyonu sağlayacak. Orta Koridor projesi kapsamında Türkiye’nin coğrafi konumu, Avrupa, Ortadoğu, Orta Asya, Afrika ülkeleri ile tarihi ve kültürel bağlarının bulunması Çin açısından, Türkiye’nin cazip bir ülke olarak görülmesine katkı sağladı. Türkiye için de İpek Yolunun yeniden canlandırılması, Çin ile yapılacak iş birliğinin artmasına ikili ticari ilişkilerdeki dengesizliğin azaltılmasına yardımcı oldu” diyor. Aras, ayrıca bu projenin, Çin’den yatırım ve turist çekilmesi, teknolojinin paylaşımı, Asya’daki Türk cumhuriyetleri ile ilişkilerin geliştirilmesi ve Asya pazarındaki payının artması açısından önemli olacağını belirtiyor.

Devamı Z Raporu Dergisi Ekim 2022 sayısında…

Dikkat çekenler...