NE EĞİTİMDE NE DE İSTİHDAMDA YER ALAN (NEET) GENÇLERİN SAYISINDAKİ ARTIŞ, TÜRKİYE’NİN EKONOMİK VE SOSYAL YAPISI AÇISINDAN GİDEREK BÜYÜYEN YAPISAL SORUNLARDAN BİRİ OLARAK ÖNE ÇIKIYOR. UZMANLARA GÖRE BU DURUM, YALNIZCA İŞSİZLİK VERİLERİYLE AÇIKLANAMAYACAK KADAR KAPSAMLI; EĞİTİM SİSTEMİ, İŞ GÜCÜ PİYASASI, BECERİ UYUMSUZLUĞU VE EKONOMİK KOŞULLARIN ORTAK SONUCU OLARAK ORTAYA ÇIKIYOR. GENÇLERİN ÜRETİM VE İSTİHDAM DIŞINDA KALMASI, BEŞERİ SERMAYENİN ETKİN KULLANILMASINI ENGELLERKEN UZUN VADEDE EKONOMİK BÜYÜME, VERİMLİLİK VE REKABET GÜCÜNÜ DE OLUMSUZ ETKİLİYOR. ÖZELLİKLE KADINLARIN İŞ GÜCÜNE KATILIMINDAKİ YAVAŞLAMA VE GENÇLERİN İŞ ARAMAKTAN VAZGEÇMESİ, İŞ GÜCÜ PİYASASINDA YENİ YAPISAL RİSKLERİN OLUŞTUĞUNA İŞARET EDİYOR. UZMANLAR, EĞİTİM-İSTİHDAM UYUMUNUN GÜÇLENDİRİLMESİ, MESLEKİ BECERİLERİN GELİŞTİRİLMESİ VE GENÇLERİ İŞ GÜCÜNE KAZANDIRACAK POLİTİKALARIN ARTIRILMASININ KRİTİK ÖNEM TAŞIDIĞINA DİKKAT ÇEKİYOR.
GİZEM TÜMBAY KOÇAK
İş gücü piyasasında yaşanan dönüşüm, artık yalnızca işsizlik oranlarıyla açıklanabilecek bir tablo ortaya koymuyor. İstihdam piyasasıyla beceri uyumsuzluğu sonucu iş aramaktan vazgeçenlerin çoğalması ne eğitim de ne istihdamda yer alan gençlerin (NEET) sayısını her geçen gün artırıyor. İşsizlik oranlarının yüzde 8’lerde yer almasına rağmen atıl iş gücünün yüzde 30’ları aşması istihdam piyasasında yapısal sorunun büyüdüğünün en büyük işareti.
NEET gençler, genel olarak 15-24 yaş grubunda yer alan; eğitimde olmayan, çalışmayan ve herhangi bir mesleki eğitim programına katılmayan gençleri ifade ediyor. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, NEET oranlarının yüksek olmasının önemli bir toplumsal sorun olduğuna dikkat çekiyor. Gürsel’e göre, eğitimini tamamlamasına rağmen istihdam piyasasına katılamayan gençlerin artması, insan kaynağının etkin kullanılamadığını gösteriyor. Ancak NEET grubunun içinde aktif olarak iş arayan işsiz gençler de bulunuyor. Gürsel, iş arayan gençlerin aslında iş gücü piyasasının dışında değil, tam tersine içinde yer aldığını belirterek, iş arayanları bu tanımdan çıkartmak gerektiğine değiniyor.
TÜRKİYE’DE NEET ORANI YÜZDE 19
İş arayanlar kapsam dışı bırakıldığında Türkiye’de NEET oranı yaklaşık yüzde 19’lara ulaşıyor. Bu oran, Türkiye’yi Avrupa’nın en yüksek NEET oranına sahip ülkesi konumuna getiriyor. Bu kitlenin 3’te 2’sini ise genç kadınlar oluşturuyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yoğunlaşan bu tablo, kadınların iş gücüne katılımındaki yapısal sorunları da ortaya koyuyor. Öyle ki, Türkiye’de çalışabilir yaştaki her 100 kadından yalnızca 35-36’sı iş gücü piyasasında yer alıyor. Kadınların iş gücüne katılım oranı açısından ise Türkiye Avrupa’nın sonuncusu.
Bu oranın düşük olmasının en önemli nedenlerinden biri eğitim düzeyi. Yükseköğretim mezunu kadınlarda iş gücüne katılım oranı yüzde 69-70 seviyesinde ve bu oran Yunanistan ile İtalya gibi ülkelerden belirgin bir farklılık göstermiyor. Ancak eğitim seviyesi düştükçe tablo hızla değişiyor. Lise mezunu kadınlarda iş gücüne katılım oranı yüzde 35’e, lise altı eğitim düzeyine sahip kadınlarda bu oran yüzde 14-15 seviyelerine iniyor.
İŞGÜCÜNE DAHİL OLMAYAN 300 BİN ‘EV ERKEĞİ’ VAR
NEET grubunun içinde erkekler de bulunuyor. Türkiye’de eğitimini tamamlamış ve aktif olarak iş aramayan genç erkekler çıkarıldığında yaklaşık 250-300 bin kişilik bir kesim ortaya çıkıyor. Bu gençlerin önemli bir bölümünün ne yaptığına ilişkin sağlıklı veri bulunmuyor. Son dönemde bu grup için zaman zaman “ev erkeği” tanımı da kullanılıyor. Gürsel, bu durumun sosyal açıdan da dikkatle izlenilmesi gerektiğini belirterek, işgücü piyasasının dışında kalan ve üretime katılamayan genç erkeklerin, suç örgütleri ve çeteler gibi yasa dışı yapıların potansiyel hedef kitlesi haline gelebileceğine dikkat çekiyor.
Yeditepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Dilek Sağlık Özçam’a göre de “ev genci” olgusunu yalnızca “gençler çalışmak istemiyor” ya da “işverenler eleman bulamıyor” şeklinde değerlendirmek doğru değil. Bu tablo; eğitim sistemi ile iş dünyası arasındaki uyumsuzluk, gençlerin kariyer beklentileri ile mevcut işlerin niteliği arasındaki fark ve işverenlerin talep ettiği deneyim ile gençlere sunulan fırsatlar arasındaki kopuştan kaynaklanıyor.
Özçam, işverenlerin çoğu zaman işe başladığı ilk günden itibaren verimli çalışacak, dijital becerilere sahip, iletişimi güçlü, sorumluluk alabilen ancak düşük maliyetli çalışan beklentisi içinde olduğuna değiniyor. Gençler ise güvencesiz çalışma koşulları, düşük ücretler, belirsiz kariyer olanakları ve artan psikolojik yorgunluk nedeniyle iş gücü piyasasına katılma konusunda daha isteksiz davranıyor.
15 AYDIR İSTİHDAMDA YENİ BİR FENOMEN YAŞANIYOR
Gürsel’e göre son dönemde iş gücü piyasasında yaşanan gelişmeler de dikkat çekici. Yaklaşık 15 aydır istihdamda daralma yaşanmasına rağmen işsizlik oranı artmıyor, hatta sınırlı da olsa geriliyor. Gürsel, bu durumun ancak pandemi gibi derin kriz dönemlerinde görülen sıra dışı bir tablo olduğuna dikkat çekerek, “Bugün ekonomide benzer ölçekte bir kriz olmamasına rağmen istihdam azalıyor, buna karşın işsizlik yükselmiyor. Bu da önemli sayıda kişinin iş gücü piyasasının dışına çıktığını gösteriyor” diyor.
Türkiye ekonomisinde büyüme hızının yüzde 3,5 seviyelerine, ilk çeyrekte ise yüzde 2,5’a kadar gerilemesine rağmen işsizlik oranı yüzde 8,7-8,8 bandında seyrediyor. Oysa ekonomik yavaşlama dönemlerinde normal beklenti, istihdamın azalmasıyla birlikte işsiz sayısının artması yönünde ilerliyor.
Devamı Z Raporu Ağustos 2026 Sayısında…
