Avrupa’nın sessiz krizi: 10 farklı cephede sıkışıyor

AVRUPA AYNI ANDA YAŞADIĞI VE BİRBİRİNİ BESLEYEN 10 FARKLI KRİZLE KARŞI KARŞIYA. YAŞLANAN NÜFUS, DÜŞEN DOĞUM ORANLARI, YÜKSEK ENERJİ MALİYETLERİ, ÇİN VE ABD İLE ARTAN REKABET, SAVUNMA HARCAMALARI VE DÜŞÜK VERİMLİLİK AYNI ANDA KITANIN KAPASİTESİNİ AŞINDIRIYOR. AVRUPA’NIN ASIL KRİZİ ESKİ EKONOMİK MODELİNİN ARTIK YENİ DÜNYANIN YÜKÜNÜ TAŞIMAKTA ZORLANMASI VE HİÇ KİMSENİN DÖNÜŞÜMÜN GETİRECEĞİ YÜKÜN MALİYETİNİ TAŞIMAK İSTEMEMESİ.

SERNUR YASSIKAYA

Avrupa’nın karşı karşıya olduğu sorun, ekonomide yaşanan bir resesyondan daha derin problemlerin kesişiminde oluşuyor. Kıta, aynı anda demografik, teknolojik, enerji, savunma ve sosyal maliyet baskılarıyla karşı karşıya. Avrupa Birliği bugün hâlâ dünyanın en zengin ekonomik bölgelerinden biri. İşsizlik düşük, sosyal koruma sistemleri güçlü ve 450 milyonun üzerinde insanı kapsayan devasa bir ortak pazar mevcut. Ancak bu durumun ne kadar sürdürülebilir olduğu şüpheli. Avrupa Komisyonu’nun Mayıs 2026 tahminine göre AB ekonomisinin 2025’te yüzde 1,5 büyümesinin ardından büyüme 2026’da yalnızca yüzde 1,1, 2027’de ise yüzde 1,4 olacak. Euro Bölgesi’nde ise 2026 büyümesinin yalnızca yüzde 0,9 olması bekleniyor. Üstelik 2026 enflasyon tahmini yüzde 3,1’e yükseltilmiş durumda. Bu tabloyu yalnızca Ukrayna savaşı, Ortadoğu’daki enerji şoku veya ABD tarifeleriyle açıklamak mümkün değil. Sorunların önemli bölümü yapısal. Avrupa aynı anda on farklı baskıyla karşı karşıya.

AVRUPA YAŞLANIYOR

Avrupa’nın en temel ekonomik problemi belki de ekonomiyle başlamıyor, demografiyle başlıyor. Eurostat’ın 2026 Demografi Raporu’na göre AB’de 65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam nüfusa oranı 2005’te yüzde 17 iken 2025’te yüzde 22’ye çıktı. AB nüfusunun medyan yaşı ise 2005’te 39,6 iken 2025’te 44,9’a yükseldi. İtalya’da bu rakam 49,1 yıl. Daha kritik olan ise geleceğe ilişkin projeksiyon. Eurostat’ın yeni EUROPOP2025 çalışmasına göre AB nüfusunun 2025-2100 arasında yüzde 11,7 azalması, 451,8 milyondan yaklaşık 398,8 milyona gerilemesi bekleniyor. Nüfusun azalması, ekonomik etkisi için, “Bu durum gelecek yıllarda daha az çalışan, vergi mükellefi, girişimci, tüketici ve konut alıcısı anlamına geliyor” yani ekonomik faaliyeti doğrudan etkileyen bir gerilemeyi belirtiyor. Dolayısıyla Avrupa’nın gelecekteki ekonomik büyümesi, nüfus artışından değil çalışan başına daha fazla üretim yapabilmesinden geçiyor. Ancak bu hiç de kolay değil.

ÇOCUK SAYISI AZALIYOR

Yaşlanmanın arkasındaki asıl neden ise doğumların azalması. AB’de toplam doğurganlık oranı 2024’te kadın başına yalnızca 1,34 çocuk oldu. Nüfusun uzun vadede kendini yenileyebilmesi için gereken oran yaklaşık 2,1. 2004’te bile AB’nin doğurganlık oranı yalnızca 1,46 idi. Yani Avrupa’nın nüfus problemi geçici değil. En az yirmi yıldır devam eden bir trend.

2024’te AB’de yaklaşık 3,6 milyon çocuk doğdu. Üstelik ilk çocuk sahibi olma yaşı da yükseliyor. İlk kez anne olan kadınların ortalama yaşı 2014’te 28,9 iken 2024’te 29,9’a çıktı. İtalya’da ilk doğum yaşı 31,9’a ulaştı. Bunun ekonomik sonucu basit ama ağır: Bugünün düşük doğum oranı, 20 yıl sonraki düşük işgücü arzı anlamına geliyor. Göç bu açığı kısmen kapatabilir. Nitekim AB nüfusu 2025’te 706 bin kişi artarak 452 milyona ulaştı ve Eurostat’a göre 2012’den bu yana nüfusun doğal olarak azalması net göçle telafi ediliyor. Ancak AB içerisinde göçmen karşıtı siyasi partilerin güçlenmesi, nüfus artışını kısmen kompanse edecek bu yolun kapanmasına neden oluyor.

Devamı Z Raporu Ekim 2026 Sayısında…

Dikkat çekenler...