KÜRESEL PİYASALAR, KIYMETLİ METALLERDE EŞİNE AZ RASTLANIR BİR FIRTINAYA TANIKLIK EDİYOR. TARİHSEL OLARAK “GÜVENLİ LİMAN” KABUL EDİLEN ALTIN VE GÜMÜŞ GİBİ VARLIKLAR, AYNI GÜN İÇİNDE ÇİFT HANELİ DALGALANMALAR YAŞAYARAK YATIRIMCISINI ŞAŞIRTMAYA BAŞLADI. AŞIRI VOLATİLİTE İSE SPEKÜLASYON İDDİALARINI AKILLARA GETİRDİ. ANALİSTLER, YAŞANANLARI KIYMETLİ METALLERDE KARAKTER DEĞİŞİMİNDEN ZİYADE PİYASADAKİ AŞIRI ISINMAYA BAĞLIYOR. UZUN VADELİ YATIRIMCILAR VE MERKEZ BANKALARI ALIMLARINA DEVAM EDERKEN, RİSKLİ POZİSYONLARIN BU SÜREÇTE ELENDİĞİ GÖRÜLÜYOR. MAĞDURİYETİN BOYUTUNU İSE YATIRIMCILARIN DUYGUSAL DAVRANIŞI BELİRLİYOR.
ERDİ YILMAZ
Kıymetli metal yatırımcıları son aylarda çetin bir sınavdan geçiyor. 2025’teki yükselişini 2026’ya taşıyan altın ve gümüş gibi emtialar, yeni yılın ilk ayında önce rekora ardından sert satışlara sahne oldu. Altın, 30 Ocak’taki tarihi çöküşün öncesinde 5 bin 600 doları test ederken, yatırım ve endüstriyel amaçlı talep gören gümüş 120 doları buldu. Bu andan itibaren ise her şey tersine döndü. Kaldıraçlı pozisyonlardaki çözülmenin de etkisiyle tek bir günde ons altın yüzde 15, gümüş yüzde 30’u aşan kayıplar yaşadı. Şubat başında tepki alımlarıyla yeniden yükselen bu varlıklar, sert satış dalgasıyla birkaç kez daha benzer senaryoları tekrarladı. Hafızalarda “güvenli liman” olarak yer eden bu tür emtiaların, bir anda riskli varlıklar gibi savrulması akıllara, “spekülatif birer oyun alanına mı dönüştüler?” sorusunu getirdi.
PİYASALARDA SÜRÜ PSİKOLOJİSİ ETKİSİ
Uzmanlara göre yaşananlarda, piyasa psikolojisi kendini fazlasıyla hissettirdi. Sürecin temelinde ise yatırım güvenliğinin kaybolmasından ziyade, piyasa mekanizmalarında görülen teknik bir sıkışmaya işaret ediliyor. 50 yılın en hızlı kazancını sergileyen kıymetli metallerde, her ne kadar satışların tetikleyicisi olarak şahin bir isim olan Fed başkan adayı Kevin Warsh gösterilse de hem yükseliş hem de düşüşte “sürü psikolojisi” devreye girdi. Aynı zamanda uluslararası dev borsaların vadeli işlemlerde teminat oranlarını yükseltmesi de “likidite şoku”na yol açarak fiyatların hızla dalgalanmasına yol açtı. Bireysel yatırımcıların yönlendirmesine açık olan ETF tarzı yatırım fonlarının da kıymetli metallerde ağırlık artırması bir diğer belirleyici unsur oldu. Zira, getiri odaklı ETF’lerde ilginin altın ve gümüşe kayması, piyasayı spekülatif fiyat hareketlerine daha açık hale getirdi. Özellikle gümüş, altına göre daha sığ piyasa hacmi sebebiyle bu spekülatif rüzgardan çok daha şiddetli etkilendi.
Analistler, tarihe geçen bu durumu kıymetli metallerin karakter değişiminden ziyade piyasadaki aşırı ısınmanın bir soğuması olarak yorumluyor. Uzun vadeli kurumsal yatırımcılar ve merkez bankaları fiziksel altın biriktirmeye devam ederken, kısa vadeli ve yüksek riskli pozisyon alan oyuncuların bu volatilite içinde elendiği görülüyor. Ancak şu da bir gerçek: Piyasa koşulları, kısa vadeli yatırımcılar için artık daha riskli.
“ALTIN GÜVENLİ LİMAN KİMLİĞİNİ KAYBETMEDİ”
Altın gibi güvenli liman varlıklarının piyasa davranışlarına daha duyarlı hale geldiğini belirten altın ve kıymetli metaller uzmanı Prof. Dr. Metin Duyar, yaşanan volatiliteyi ‘yeni bir rol değişimi’ olarak değil, piyasa yapısındaki dönüşümün bir sonucu olarak okumak gerektiğini söylüyor. Duyar ayrıca, altının hâlâ ekonomik anlamda bir getiri aracı olmaktan ziyade; temel işlevi belirsizlik dönemlerinde değeri korumak ve portföy riskini dengelemek olduğunun altını çiziyor. Ancak; vadeli işlemler, ETF’ler ve algoritmik işlemlerin ağırlığının arttığına dikkati çekerek, bunların kısa vadede altını daha oynak ve spekülasyona açık bir görünüme büründürdüğünü vurguluyor. Prof. Duyar, tüm bunlara rağmen altının güvenli liman kimliğini kaybetmediğini de dile getiriyor.
STRATEJİK METALLER REZERVLERE GİRİYOR
Piyasalara yön veren bir diğer gelişme ise merkez bankalarının rezerv politikaları. Küresel sistemde finansal yaptırımların ve jeopolitik risklerin daha görünür hale gelmesi, altını merkez bankaları açısından tekrar stratejik bir denge unsuru haline getirdi. Almanya’nın rezerv altınlarının bir kısmını ülke içine çekme çabası, Polonya’nın hızlanan altın alımları ve Türkiye’de altının rezervler içindeki payının yükselmesi bunlara örnek gösterilebilir. Tüm bu gelişmelerin, dolardan tamamen vazgeçildiği anlamı taşımadığını anlatan Duyar, “Burada söz konusu olan bir ‘yer değiştirme’ değil, rezerv çeşitlendirmesi ve egemenlik arayışıdır” yorumunu yapıyor. Doların küresel rezerv para konumunun kısa vadede ortadan kalkmayacağını ifade eden Prof. Duyar’a göre, konunun bir başka dinamiği de “petrodolar”ın geleceği ve Çin merkezli nadir elementler tartışması olacak. Özellikle Çin’le rekabette ABD’nin kıymetli metallerden oluşan bir stratejik rezerv hamlesi bulunduğunu kaydeden Duyar, “Enerji, teknoloji ve savunma sanayisinde kritik metallerin önemi hızla artıyor” diyor. Bunun yanında, “ABD’nin stratejik rezerv hamlesi, piyasaya müdahaleden çok, arz güvenliğini sağlamaya yönelik uzun vadeli bir refleks olarak okunmalı” diye ekliyor.
Devamı Z Raporu Mart 2026 Sayısında…
