Halkı için Merkez Bankası’na direnen ilk başkan

Dünyanın gözünün içine baktığı FED’in daha sıkı denetlenmesini içeren bir yasa tasarısı Ocak ayında ABD Senatosu’na geldi ancak geçemedi. Zaten sıcak olan merkez bankalarının özerkliği tartışmaları yeniden alevlendi. Ancak iktidar ve finansal güçlerin bu görünmeyen kavgasının geçmişi ABD’de bile çok eskilere dayanıyor.

Erkan Öz

MerkezBankalari

Merkez bankalarının para ekonomileri içerisinde kilit bir rolü var. Bunu en iyi bilenlerden biri de Amerikalılar. Fakat kapitalizmin mabedi olarak görülen ABD’nin yaklaşık 100 yıl bırakın kontrol etmeyi bir merkez bankası kurulması fikrine dahi tahammül edemediğini biliyor muydunuz?

Merkez bankacılığı sorumlulukları anlamında Amerika’da kurulan ilk kurum ‘Bank of North America’ oldu. Amerikan Devrimi’ni ve İngiliz İmparatorluğu’na karşı yürütülen savaşı finanse etmek için 1782 yılında açıldı. Banka, Amerika Birleşik Devletleri’nin bağımsız bir devlet olarak kuruluşundan önce faaliyete başlamıştı. Başından itibaren, bu kuruma karşı muhalefet güçlüydü. Kongre bankayı başarısız buldu ve 1785 yılında ruhsatını yenilemedi. Bir merkez bankası fikrinin destekleyenler pes etmedi ve ABD’nin ilk merkez bankası ‘First Bank of the United States’ başkan George Washington’un görev döneminde 1791 yılında kuruldu. Fakat Thomas Jefferson başta olmak üzere ABD’nin diğer bazı kurucuları, buna karşı güçlü muhalefeti sürdürdü. Jefferson, 1788’de Edward Carrington’a yazdığı bir mektupta, “Kağıt para yoksulluktur… paranın kendisi değil, hayaletidir,” diyor. Jefferson, 1816’da John Taylor’a yazdığı bir mektupta ise şu ifadeleri kullanıyor: “Ben de senin gibi, bankacılık kuruluşlarının yabancı ordulardan daha tehlikeli olduğuna ve fonlama adı altında, gelecek nesiller tarafından ödenmek üzere para harcama prensibinin, istikbalimizin hile ile çalınması olduğuna içtenlikle inanıyorum

” First Bank of the United States’in ruhsatı yirmi yıllıktı ve 1811 yılında Başkan James Madison yönetimdeyken sona erdi. Kongre ruhsatı yenilemeyi reddetti. Uluslararası büyük sermayenin buna cevabı İngiltere’yi ABD’nin üzerine salmak oldu. İngiltere ABD’ye savaş ilan etti. 1816’da, Madison ‘Second Bank of the United States’ şeklinde fikri yeniden canlandırdı. Yıllar sonra, başkan seçilecek olan Andrew Jackson ise Avrupalı küreselci sermayenin bir aracı olarak gördüğü merkez bankasını kapatmayı kendine hedef olarak seçmişti. Bu amaçla ilk başkanlık döneminde banka fikrini destekleyen 2 bin memurun görevine son verdi. O dönemde ABD federal yönetiminin memur sayısı 11 bindi. İkinci dönemine başlamadan önce Jackson, tüm seçim kampanyasını bu ikinci merkez bankasını kapatma üzerine kurdu. Kampanyasının sloganı “Jackson Gelecek, Banka Bitecek!” oldu. Jackson, bu vaadiyle seçimi kazandı. Bundan sonraki hedefi hükümetin parasını merkez bankasından çekmekti. Bunu reddeden maliye bakanını görevden aldı. Yeni atanan bakan da parayı çekmeye cesaret edemedi. Jackson çok kısa sürede ikinci kez maliye bakanı almaktan çekinmedi. Sonunda hükümetin parası merkez bankasından çekildi. Buna karşı dönemin merkez bankası başkanı Nicholas Biddle’ın yanıtı kredileri geri çağırmak, para arzını daraltmak ve ekonomik kriz çıkarmak oldu. Kongre krize neden olduğu gerekçesi ile Jackson’ın üzerine saldırdı. Ancak Biddle egosunun kurbanı oldu. Yanlış kişilerin yanında piyasadan para çekip nasıl Jackson’ı mahvettiğini anlatınca yakalandı. Biddle, krizi kendisinin çıkarıp çıkarmadığını soruşturmak için bankaya gelen kongre üyeleri ve askerlere silahla direndi! Daha sonra, devletin tüm borçlarını ödedi! Andrew Jackson ABD tarihinde bunu başaran tek başkan. Küreselci Avrupa sermayesi ise buna karşı çakallarını devreye soktu. Andrew Jackson’a suikast düzenlendi! Suikastçinin iki silahı da ard arda tutukluk yapınca Jackson ölümden kurtuldu. Second Bank’in ruhsatı 1836 yılında yenilenmedi. Jackson’ın başkan olarak görev yaptığı iki dönem boyunca en büyük başarısının ne olduğu sorulduğunda, “Bankayı Öldürdüm!” diye yanıtladığı söylenir.

Devamı Derin Ekonomi Dergisi Şubat sayısında…

Dikkat çekenler...